“İyi Olma” Hali; Nirengi Derneği

Sivil toplum kuruluşlarının, demokratik bir toplumda vazgeçilmez bir öneme sahip olduğu açık. Sorumluluk alma, her şeyi devlete bırakmama, küçük dokunuşların büyük etkiler yaratabileceğine inanma temelinde, başka bir yol daha var diyebilmek adına faaliyetlerini yürüten ve kendisine önemli hedefler belirlemiş olan bu STK’lardan birisi de Nirengi Derneği. Kendi deyimleriyle “iyi olma” haline yoğunlaşan Nirengi Derneği ile keyifli bir söyleşi yaptık…

ÜSTAD: NEDEN NİRENGİ? KURULUŞ HİKAYENİZİ VE NİRENGİ İSMİNİ SEÇME NEDENİNİZİ AÇIKLAYABİLİR MİSİNİZ?

NİRENGİ: Matematikte ve denizcilikte kullanılan, referans noktası anlamına gelen bir terimdir. Bu doğrultuda bizler de “ulusal ve uluslararası arenada referans sivil toplum kuruluşu olmak” vizyonu ile derneğimizin ismini Nirengi olarak belirledik. Dernek tüzüğünde de yer aldığı şekliyle; Nirengi Derneği olarak, 2015 yılından bu yana bireylerin ve toplumun iyi olma hallerinin ve yaşam kalitelerinin yükselmesine, uluslararası standartlar çerçevesinde katkıda bulunmak amacıyla çalışıyoruz. Nirengi Derneği Kasım 2015’de kurulmasına rağmen, geçmişi daha öncesine dayanmaktadır. 1999 Marmara Depremi’nde bir araya gelen, farklı uzmanlıklardan profesyonel meslek kişileri olarak yıllar içinde pek çok projede yollarımız kesişti ve birlikte çalışma fırsatı yakaladık.

Çeyrek asırdır uygulamakta olduğumuz farkındalık ve gelişim grup çalışmalarımızı, haklara ulaşım ve bireysel gelişim çalışmalarımızı çeşitli kurumlar, üniversiteler ve farklı STK’larla uyguladık. Bireysel ve grup çalışmalarımız, mesleki eğitim seminerlerimiz, gözetim çalışmalarımız, toplumsal cinsiyet rolleri ve kültürel kodlar konusunda bilinç yükseltme çalışmalarımız, bilgi ve farkındalığı artıran konferanslarımız, paylaşım ve sohbetlerimizle oldukça geniş bir kitleye hitap ettik. Bir süre sonra “kabımıza sığamaz” olduk ve sahip olduğumuz bilgi ve deneyimleri toplumsal düzeyde fark yaratmak için daha geniş kitlelere yaymaya, toplumsal sorumluluğumuzu ulaşamadığımız yörelere doğru uzanarak daha yaygın kullanmaya karar verdik. Bir dönüşüm ve yenilenme hikâyesi olarak Nirengi Derneği’ni kurduk.

ÜSTAD: BİR STK OLARAK, OLDUKÇA ZOR ALANLARDA GERÇEKLEŞEN ÇALIŞMALARINIZI, ÖZELLİKLE SON DÖNEMDE YOĞUNLAŞAN FAALİYETLERİNİZİ AKTARABİLİR MİSİNİZ?

NİRENGİ: Nirengi Derneği olarak, misyonumuzda da belirtildiği üzere, toplumun her kesiminin iyi olma halini desteklemek amacıyla çalışıyoruz. Öne çıkan çalışma alanlarımızdan çocuk hakları alanında ise koruyucu-önleyici aktiviteler, izleme-değerlendirme aktiviteleri ve müdahale aktiviteleri şeklinde üç boyutta çalışmalar yürütüyoruz. Koruyucu-önleyici aktiviteler kapsamında, 2016 yılından bu yana İstanbul ve Mersin’de İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile okullarda yüz yüze, küçük gruplar şeklinde bir araya geldiğimiz 15.000’in üzerinde okul idarecisi, öğretmen, veli ve destek personeline çocuk istismarı, akran zorbalığı ve yakın ilişkilerde şiddet (flört şiddeti) başlıklarını içeren “Çok Geç Olmadan” eğitim programını aktardık. Ek olarak, pandemi döneminde çevrim içi formatta eğitim programımızı İstanbul Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne bağlı sosyal hizmet alanında çalışan profesyonel meslek elemanları başta olmak üzere Türkiye genelinde, alanda çalışan kişilere yaygınlaştırdık. İzleme-değerlendirme aktiviteleri kapsamında Çocuk Koruma Kanunu’nda belirlenen ilgili paydaşlarla bir dizi paydaş toplantısı sonucunda oluşturduğumuz Okul Temelli Standart Operasyon Prosedürü’nü uygulamaya koyduk. Okul Temelli Standart Operasyon Prosedürü, okulda bir şiddet veya istismar mağduru çocukla karşılaşıldığında ikincil travmalara yol açmadan, kurum bünyesinde yapılması gerekenleri, yazılı bir akış halinde ortaya koyan, kılavuz niteliğinde bir doküman.

Müdahale aktiviteleri kapsamında ise istismar mağduru çocukları ve bakım verenlerini psikososyal ve yasal koruma konularında desteklemek amacıyla Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Programı’nı hayata geçirerek 0850 216 53 67 NUMARALI TELEFONDAN ULAŞILABILEN NIRENGI DERNEĞI ISTISMARA KARŞI DESTEK HATTI’NI KURDUK.

Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Programı kapsamında istismar veya şiddete maruz kalan çocuklara ve bakım verenlerine şu konularda destek sağlanmaktadır:

· Çocuk istismarı vakaları için adli mercilere bildirim konusunda yönlendirme ve barolarla/baro tarafından atanan avukatlarla iş birliği,

· İstismar bildirimi adli mercilere yapılan ancak henüz Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden psikososyal destek için uzman atanmamış veya atanan uzmandan destek almak konusunda zorluk yaşayan mağdur çocuklar için psikososyal danışmanlık desteği,

· Çocuk istismarı dosyalarında yargılama aşamasında mağdur/müştekinin yasal haklarına erişiminin desteklenmesi.

Cinsel, fiziksel, ekonomik ve duygusal olarak tüm istismar ve şiddet türleri bu hattın kapsamı içindedir. Hattımız hafta içi 10.00-19.00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Bu hatta mağdur çocuğun kendisi, bakım vereni, istismar veya şiddet durumundan şüphelenen ya da emin olan herhangi biri yasal danışmanlık ve psikososyal destek için ulaşabilmektedir.

Ayrıca, bireylerin hukuki farkındalıklarını arttırmak ve adalete erişim haklarını desteklemek amacıyla, sosyal medya hesaplarımız ve web sitemiz üzerinden bilgilendirici içerikler hazırlayarak, bu içerikleri kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu çerçevede, nirengidernegi.org adresinden ulaşılabilen web sitemizde “Şiddete Maruz Kaldım, Ne Yapmalıyım?” başlıklı içeriğimiz ile 18 yaş üstü ve altı olarak ayrı ayrı olmak üzere cinsel, sanal ve fiziksel şiddet mağdurları için bildirim, soruşturma ve kovuşturma gibi hukuki süreçlere ilişkin, adım adım yol gösterici bir rehber hazırladık.

ÜSTAD: ÇALIŞMALARINIZDA BM TARAFINDAN BELİRLENEN “KÜRESEL AMAÇLAR”A YAPILAN VURGU ÖZELLİKLE DİKKAT ÇEKİYOR. KÜRESEL AMAÇLAR/HEDEFLER ÜZERİNDEN ÇALIŞMA YAPMAK NASIL BİR FARK YARATIYOR?

NİRENGİ: Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, 2030 yılına kadar açlık ve yoksulluğa son verilmesi, iklim değişikliği ile mücadele, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, nitelikli eğitimin tesisi gibi sosyal, kültürel ve ekolojik pek çok sorunun çözümüne ilişkin 17 farklı küresel amaç belirlenmiştir. Nirengi Derneği olarak bizler de “ulusal ve uluslararası arenada referans sivil toplum kuruluşu olma” vizyonumuz doğrultusunda Küresel Amaçları önemsiyor ve faaliyetlerimizde önceliklendiriyoruz. Birleşmiş Milletler Kalkınma Hedefleri, küresel trendin farkında olarak, ülke gerçekleri çerçevesinde değerlendirerek çalışmalarımızı şekillendirmemiz açısından önemli bir yere sahip. Bu çerçevede Küresel Amaçlar; yereldeki ihtiyaçları temel alarak küreseldeki karşılığını global hedefler, uluslararası yardım standartları ve temel prensipler ile kalite ve hizmet standartları ile ihtiyaç temelli, insan onuruna uygun ve hak temelli yaklaşımla uygulamamız için bir yol haritası çiziyor.

ÜSTAD: SAĞLIKLI BİR TOPLUM İÇİN SAĞLIKLI BİREYLER VE OLUMSUZ ETKENLERE MARUZ KALMAMIŞ ÇOCUKLAR ÖNEMLİ. ÇOCUKLARA YÖNELİK ÇALIŞMALARINIZDA, ÖZELLİKLE DE İSTİSMAR VE AKRAN ZORBALIĞI KONUSUNDA, GENEL BİR BİLGİLENDİRME YAPABİLİR MİSİNİZ?

NİRENGİ: Bu konuda Dernek olarak neler yaptığımıza geçmeden önce, güncel durum ve verilere ilişkin bilgi paylaşmak isteriz. Türkiye’de TÜİK 2020 verilerine baktığımızda, güvenlik birimlerine suç mağduru olarak gelen/getirilen çocuk sayısı 150 bin 615’dir. Bu çocuklardan %55,3’ü yaralama, %14,5’i aile düzenine karşı suçlar, %12,2’si cinsel suçlardan mağdur olarak kayıtlara geçmiştir. Akran zorbalığı verilerine baktığımızda ise kamuoyunda PISA olarak bilinen Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın Öğrencilerin İyi Olma Hali (Students’ Well-Being) başlıklı raporuna göre, Türkiye’de 15 yaş grubundaki öğrencilerin yaklaşık %19’u bir ay içerisinde en az 1 defa okul arkadaşları tarafından akran zorbalığının herhangi bir çeşidine maruz kaldıkları yönünde beyanda bulunmuşlardır.

SON OLARAK UNICEF VERILERINE GÖRE; TÜM DÜNYADA 13-15 YAŞ ARALIĞINDAKI ÇOCUKLARIN YARISI (YAKLAŞIK 150 MILYON ÇOCUK OKUL VEYA OKUL ÇEVRESİNDE AKRAN ŞİDDETİNE MARUZ KALMAKTADIR.”

Bu verilere bakıldığından, Türkiye ve dünya açısından çocuk istismarı ve akran zorbalığının oldukça ciddi bir konu olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

Sizlerin de belirttiği gibi; sağlıklı bir erişkinliğin temelleri çocukluk döneminde atılmaktadır. Dolayısıyla istismar ve akran zorbalığı dahil, her türlü şiddetten çocukların korunması esastır. Herhangi bir şiddet türüne maruz kalınması halinde ise ikincil travmalara ortam oluşturmadan, zamanında ve etkin şekilde müdahale edilmesi kritik öneme sahiptir. Çocuk koruma alanındaki çalışmalarımızın teorik arka planı, sosyo-ekoloji modeline dayanmaktadır. Bu modele uygun olarak çalışmalarımızda çocuğun bulunduğu merkez halkayı, onu çevreleyen okul-aile ve bir üstündeki halka olan çocuğun bir istismar ve şiddete maruz kalması halinde muhatap olacağı kurum ve kuruluşların güçlenmesine katkıda bulunmak için çalışıyoruz. Bu kapsamda öğretmenlere, sosyal hizmet uzmanlarına ve uzman psikologlara/psikolojik danışmanlara yönelik çocuk istismarı-ihmali, akran zorbalığı, çocuklarla adli görüşme teknikleri, istismar mağduru çocuklara ve bakım verenlerine sosyal hizmet temelli yaklaşım, çocuk gelişimi, çocuklarla iletişim yöntemleri, psikolojik ilk yardım ve danışmanlık becerileri, çocuk yaşta-erken ve zorla evliliklerin sağlık riskleri ve sonuçları, Çocuk Koruma Kanunu ile TCK/ CMK kapsamında istismar vakalarının bildirim süreçleri gibi çeşitli başlıklarda eğitim programları düzenleyerek, bütüncül yaklaşımla kapasite geliştirme çalışmaları yapıyoruz. Bu eğitimlerimizi ileriki dönemlerde hukukçulara yönelik olarak gerçekleştirmek amacıyla ülkedeki 70’ten fazla baro ve Türkiye Barolar Birliği ile iletişim ve iş birliği çalışmalarımız da devam etmektedir.

ÜSTAD: EĞİTİM VE SAHA ÇALIŞMALARINIZDAKİ GÖZLEMLERE DAYALI OLARAK; FARKLI TOPLUMSAL GRUPLARA (EKONOMİK GELİR DURUMUNA BAĞLI, ÖRNEĞİN) DAYALI ÇOCUKLARIN SORUNLARINDA ORTAK VE AYRIŞAN NOKTALAR NELERDİR? ÖRNEĞİN, TEKNOLOJİYE BAĞIMLILIK, AKRAN ZORBALIĞI GİBİ BAŞLIKLARDA ORTAK DERTLER Mİ YOKSA FARKLILAŞAN SORUNLAR MI AĞIR BASIYOR?

NİRENGİ: Öne çıkan saha çalışmalarımızdan olan İstismara Karşı Destek Hattı kapsamında Derneğimize farklı sosyoekonomik ve sosyokültürel gruplardan pek çok çocuk ve bakım veren başvurabilmektedir. Çocukların ve ailelerinin sosyoekonomik ve sosyokültürel durumlarının, çocukların suça maruz kalma veya maruz kalınan suç türü özelinde, ciddi bir şekilde ayrışmaya neden olduğunu söylemek oldukça zor. Ekonomik gelir veya eğitim durumları fark etmeksizin, çocuklar istismarın herhangi bir türüne veya akran zorbalığına doğrudan maruz kalabilmektedirler.

Ayrışan nokta, çocuğun suça maruz kalmasından sonraki müdahale ve sağaltım süreçlerinde ortaya çıkabilmektedir. Şöyle ki; eğitim eksikliği ve yanlış kültürel öğretilerden dolayı bazı çocuklar veya bakım verenleri maruz kalınan olayın suç olduğunu adlandırmada zorluk yaşayabiliyorlar. Özellikle aile içerisinde çocuklara özel bölge, iyi dokunuş-kötü dokunuş ve benzeri kavramlara dayalı, çocuğun yaşına uygun bir cinsel eğitim verilmemiş ise çocuk, yaşadığı olayın suç olduğunu ayırt etmekte güçlük çekebiliyor.

Bir diğer ayrışan nokta da kaynaklara erişim noktasında yaşanabiliyor. Özellikle ekonomik geliri düşük ailelerin ve çocukların internet erişimi kısıtlı olduğunda, bilgi edinme noktasında eksik kaldıklarını gözlemliyoruz ya da ailenin geliri özel avukatla anlaşmaya yetmediği taktirde, suça ilişkin bildirimde bulunma ve devamında da soruşturma-kovuşturma süreçlerine dahil olma konusunda aileler çekingen davranabiliyorlar. Mağduriyetin gerçekleşmesinin ardından, ailelerin ve çocuğun aklında pek çok soru oluyor, ancak bunlara tatmin edici yanıt alabilecekleri toplumsal kaynaklara erişememek, bildirime ilişkin bir diğer direnç noktası olabiliyor. Örneğin; daha çok eğitim düzeyi düşük ailelerden/çocuklardan bize sık gelen bir soru; “Adli mercilere bildirimde bulunursam, istismara maruz kaldığım/ çocuğumun istismara uğradığı sicilinde görülebilir mi?” oluyor.

Aileler veya çocuklar, haklı olarak mağduru oldukları bir konunun, her ne sebeple olursa olsun yıllar sonra karşılarına gelmesini istemiyorlar. Bu sorunun cevabını bulmak için bir hukukçuya danışamadıklarında, ne olur ne olmaz diyerek, bildirim sürecinden uzak durabiliyorlar. Halbuki, cevap çok net; “Hayır! Adli sicil kaydı denilen belge, herhangi bir suça ilişkin kesinleşmiş hükümleri göstermektedir. Mağdurlar için tutulan ayrı bir sicil bulunmamaktadır.” Ancak bu cevaba erişemeyen aile veya çocukların bildirimden kaçınması, potansiyel şüpheli veya sanık yönünden cezasızlık ile sonuçlanan bir sürecin başlangıcı oluyor. Potansiyel şüpheli veya sanık, bu cezasızlıktan güç alarak, eylemlerine aynı çocuk veya farklı çocuklar üzerinde, korkusuzca devam edebiliyor. Bu etki toplumsal düzen ve dengenin bozulmasına kadar gidebiliyor.

Bir de çocuğun cinsiyeti özelinde hem ayrışan hem de ortak bir konunun da altını çizmek isteriz. Kız ya da oğlan çocuğu, cinsel istismara maruz kaldığında, aileler ilk aşamada adli mercilere bildirim konusunda, farklı nedenlerle çekinebiliyorlar. Kız çocuk için bu neden; nitelikli cinsel istismar vakalarında “bekâret kavramı” üzerinden, oğlan çocukları için ise “erkek adam” kavramı üzerinden şekillenebiliyor. Aileler veya çocuğun kendisi, somut olayı salt çocuğa karşı işlenen bir suç olarak algılamakta zorlanabiliyorlar. Bu da toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin çok küçük yaşlardan itibaren etki doğurmaya başladığı yönünde ciddi bir gösterge teşkil ediyor.

ÜSTAD: EKİBİNİZİN TAMAMI KADIN; POZİTİF AYRIMCILIK OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİR MİYİZ? YA DA KADINLAR BU ÇALIŞMALARA KATILMAYA DAHA MI İSTEKLİ?

NİRENGİ: Ekibimiz oldukça dinamik ve yeni katılımcılara açık bir yapıda. Farklı kimliklerden pek çok insanla birlikte çalışmalar yürütmeye gayret ediyoruz. Bununla birlikte, haklısınız, belirli bir zamandır aktif olarak, uzun dönemli birlikte çalıştığımız arkadaşlarımız kadın. Ancak bu durum pozitif ayrımcılıktan kaynaklanmıyor 🙂 Tamamen tesadüf. Özellikle işe alım süreçlerinde uygulamaya özen gösterdiğimiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Politikamız var. İşe alım süreçlerini kişinin cinsiyetinden, etnik kökeninden, özel hayatından ya da ayrımcılık teşkil edebilecek herhangi bir özelliğinden bağımsız olarak, titizlikle yürütüyoruz. Kadınların bu tür çalışmalara katılmakta daha istekli olduğu ile ilgili bir ön kabul mevcut, ancak biz saha çalışmalarımızda görüyoruz ki farklı cinsiyetlerden ve farklı meslek gruplarından pek çok insan, bu çalışmalara hem katılmaya hem de desteklemeye oldukça gönüllü diyebiliriz.

ÜSTAD: ÇALIŞMA VE FAALİYETLERİNİZİN HUKUK VE ÖZELLİKLE DE AVUKATLARLA KESİŞTİĞI NOKTALAR NERESİDİR? HUKUK DESTEĞİ KONUSUNDA NASIL BİR ANLAYIŞLA HAREKET EDİYORSUNUZ?

NİRENGİ: Biraz önce de bahsettiğimiz üzere; İstismara Karşı Destek Hattı projesini hayata geçirdik. Destek hattı kapsamında fiziksel, cinsel, ekonomik veya duygusal istismara maruz kalan çocuklar veya bakım verenleri başvurarak, psiko- sosyal ve hukuki destekten ücretsiz olarak yararlanabiliyorlar. Hukuki destek noktasında da yolumuz avukatlarla kesişiyor. Dernek bünyesinde uzun dönemli olarak çalışmakta olduğumuz avukat arkadaşımız vasıtasıyla, destek hattına başvuran çocuklar veya bakım verenlerinin CMK, adli yardım sistemi tarafından atanan veya özel avukatları ile iletişim ve iş birliği içersinde, sürece destek oluyoruz.

Bilmeyenler için kısaca CMK ve adli yardım sisteminden bahsetmek gerekirse; CMK avukatı, ceza adalet sistemi içerisine dahil olan, 18 yaş altı suça sürüklenen veya mağdur çocuklara, zorunlu olarak ilgili baro tarafından atanır ve ücreti de devlet tarafından ödenir.

Ceza adalet sistemine, suça sürüklenen veya mağdur olarak dahil olmuş bir çocuk iseniz ifade alımı, keşif, tutuklama işlemleri, kovuşturma süreci gibi tüm yargılama süreçlerinde bir avukatınızın olması zorunludur. Ayrıca bir talepte bulunulmasına gerek yoktur, bununla birlikte, bir avukat ataması yapılmadı ise bu zorunluluğu hatırlatabilirsiniz.

Adli yardım ise talep üzerine, genellikle özel hukuk davalarında (6284 Sayılı Kanun kapsamındaki talepler, boşanma, miras, iş davaları vb.) maddi geliri olmayan kişilere ilgili baro tarafından görevlendirilir. CMK sisteminden farklı olarak; zorunlu değil, talebe bağlıdır, ücreti ilgili baro tarafından karşılanır ve maddi gelir şartı bulunmaktadır. Özellikle atama usulü sistemde, avukatına ulaşamayan kişiler ile çeşitli nedenlerle müvekkillerine ulaşamayan avukatlar arasında bağ oluşturmaktayız.

Ayrıca; destek hattına başvuru sırasında değinilen ancak henüz bildirimi yapılmamış bir suça ilişkin olarak da bildirim yerleri, işleyecek süreç hakkında bilgilendirme, temel durumlara ilişkin dilekçe desteği, ilgili baroların adli yardım/çocuk hakları/kadın hakları merkezlerine yönlendirme ve benzeri konularda hukuki danışmanlık veriyoruz. Bildirimi yapılmamış bir suça ilişkin, adli mercilere bildirim konusunda verdiğimiz danışmanlıkta, bu suçun ivedilikle adli mercilere bildirilmesi gerektiği, aksi takdirde Dernek olarak yasal yükümlülüğümüz gereği, bildirimi bizim yapacağımızın altını özellikle çiziyoruz. Bu şekilde ALO 183 ve kolluk kuvvetlerine doğrudan bildirimde bulunduğumuz vakalar bulunmaktadır. Destek hattı bir ihbar hattı değildir. İhbar/şikayet edilebilmesi için bir danışmanlık hattıdır.

ÜSTAD: ALANDA ÇALIŞMAK İSTEYEN, DESTEK OLMAK İSTEYEN ÖZELLİKLE DE GENÇ AVUKATLARA YÖNELIK ÖNERİLERİNİZ OLUR MU? NE YAPMALILAR, NASIL ÇALIŞMALILAR, NELERE DİKKAT ETMELİLER?

NİRENGİ: Birlikte çalıştığımız veya iletişime geçtiğimiz pek çok avukatın, desteğe ve iş birliğine açık bir tutum sergilediğini söylemek isteriz. Mağdur çocuk veya bakım verenlerini, destek alabilmeleri için Derneğimize yönlendirmekte veya doğrudan destek almak için kendileri de Derneğimizle irtibata geçebilmektedirler. Bu vesileyle hepsine samimiyetle teşekkür ederiz. Bu alanda çalışırken dayanışmanın önemli ve bazı durumlarda hayat kurtarıcı olduğunu görebiliyoruz. Özellikle güvenlik endişesi yaşayan ve ölüm tehditleri alan mağdur çocuklar veya bakım verenleri, avukatları ile daha hızlı ve sık aralıklarla iletişim içerisinde olma ihtiyacı hissedebiliyorlar.

Maruz kaldıkları suç nedeniyle dışlanmış/hayattan soyutlanmış hisseden çocuklara, yaşlarına uygun hukuki bilgilerin doğrudan aktarılması oldukça önemli. Çocuklar hiç bilmedikleri ve pek çok terimle dolu bir sürecin içerisinde kendilerini buluyorlar. Bu süreçte birileri onlara soru soruyor, başka bir birime sevk ediyor, bazı evrakları imzalamasını istiyor. Tüm bunlar çocukların genellikle daha önce hiç karşılaşmadıkları durumlar oluyor. Dolayısıyla çocuklar için bu süreçte kendilerinin de hak sahibi bireyler olduklarını bilmeleri güçlü ve güvende hissettiriyor. Bu da iyi olma hallerini pozitif yönde etkiliyor.

Bir diğer nokta ise, çocuklarla çalışırken onlara yönelik özellikle olumsuz yöndeki ön kabullerden zihnimizi arındırmanın önemidir. Mağdur veya suça sürüklenen çocuk tavırlarıyla veya söylemleriyle sizi oldukça zorlayabilir. Tasvip etmediğiniz durumlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Her koşulda karşımızdakinin bir çocuk olduğunu ve mağdur veya suça sürüklenen olarak, ceza adalet sistemi içerisine dahil olmak zorunda kaldığını hatırlamak gerekiyor. Bu noktada naçizane, uygulama yönünde daha az tecrübeli genç avukatlara, sadece çocuklar için değil, kendileri için de destek istemekten çekinmemelerini tavsiye edebiliriz.

ÜSTAD: KAMU VE ÖZEL SEKTÖR İLE ORTAK ÇALIŞMALARINIZ OLDUĞUNU DA GÖRÜYORUZ. YETERİNCE DESTEK ALABİLDİĞİNİZİ, PROJE VE FAALİYETLERİNİZİN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLMESİ KONUSUNDA OLMASI GEREKEN YAKLAŞIMI GEREK KAMUDAN, GEREKSE ÖZEL SEKTÖRDEN GÖREBİLİYOR MUSUNUZ? KARŞILAŞTIĞINIZ GÜÇLÜKLERİN AŞILMASI İÇİN ÖNERİLERİNİZ VAR MIDIR?

NİRENGİ: Kamu ve özel sektör ile oldukça yakın temas içerisindeyiz. Kamu ve özel sektör iş birliklerimize yönelik öne çıkan bir projemizden örnek vermek isteriz. Geçtiğimiz temmuz ayından başlayarak, ülkemizi etkisi altına alan orman yangınlarının söndürülmesinde ve etkilenen kişilerin desteklenmesinde kritik role sahip itfaiye görevlilerine ve arama kurtarma personeline, Orman Yangınları Özelinde Yardım Edenlere Yardım Psikososyal Destek Programını, Türkiye Afet Müdahale Planı çerçevesinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından bu çalışmaya en çok ihtiyaç duyulan bölgelerden Muğla ilinde, Büyükşehir İtfaiye Daire Başkanlığı itfaiye ekipleri ile Muğla İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekiplerine aktarmak üzere, resmi yazı ile görevlendirildik. Yardım Edenlere Yardım Çalışmasını, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı görevlendirmesi ile Muğla Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü koordinasyonu ile gerçekleştirdik. Çalışmaya, Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı ve Muğla İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nde orman yangınları söndürme çalışmalarında ‘doğrudan’ yer alan doksan ilk müdahale ekip üyesi (itfaiyeciler ve arama-kurtarmacılar) ve ekip liderleri katıldı. Bu program Borusan Holding Grup şirketleri sponsorluğunda gerçekleştirilmiştir.

Proje ve faaliyetlerimizin sürdürülebilirliği noktasında finansal destek önem taşıyor. Destek hattı başta olmak üzere faaliyetlerimizin neredeyse tamamı ücretsiz olarak sunuluyor. Ancak bu, faaliyetlerin mutfağının da ücretsiz olduğu anlamına gelmiyor. Derneklerin de her kurum ve kuruluşta olduğu gibi çalışan, malzeme, fatura, lojistik gibi temel giderleri bulunmaktadır. Bir projenin yaratım aşamasından uygulamasına kadarki süreçlerde pek çok insan ciddi mesai ve emek harcamaktadır. Maddi desteğin yanı sıra bilinir/görünür ve ulaşılabilir olmak da projeler açısından önem taşıyor. Kendine zarar verme eğiliminde olan veya bunu bir şekilde başarmış bir çocuğa ilişkin medyada gördüğümüz haberlerde, aklımıza ilk gelen, bize ulaşabilseydi veya biz ona ulaşabilseydik belki çocuk bu noktada olmayacaktı, düşüncesi oluyor. Bu motivasyon ile etki alanımızı artırabilmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz.

ÜSTAD: ÇALIŞMALARINIZIN, EĞİTİM VE DESTEKLERİNİZİN OLUMLU SONUÇLARINI GÖZLEMLEMEK ANLAMINDA, SİZİ ETKİLEYEN BİR HİKAYE VAR MIDIR, ANLATABİLİR MİSİNİZ?

NİRENGİ: Çocuk alanındaki çalışmalarımızdan aldığımız bildirimleri, eğitimler ve destek hattı kapsamında, iki ayrı başlık olarak ele alabiliriz. Eğitimlerimize katılan rehber öğretmenlerin ortak genel bildirimi: “Çocuğun bize anlattığı suça konu olan eylemleri mutlaka adli mercilere bildirmek istiyorduk, ancak bu bildirim için hangi süreci takip etmemiz gerektiğinden emin olamıyorduk. Önce aileyi mi aramalıyız, doğrudan polise mi bildirmeliyiz, Milli Eğitim’e hangi aşamada bilgi vermeliyiz? Bu sorulara net ve doğru cevaplar bulmakta zorlanıyorduk. Ancak eğitimleriniz ve Standart Operasyon Prosedürü sayesinde, istismar mağduru çocukların bildirim süreçlerini rahat ve hızlıca yapabiliyoruz.” şeklindedir. Bu geri bildirimi, bu kadar ayrıntılı biliyor ve paylaşabiliyoruz, çünkü Nirengi Derneği ekibi olarak İstanbul’da, Ankara’da ve Mersin’de düzenlediğimiz bir dizi paydaş çalışmasında, ilgili kurum temsilcilerinin (Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Barolar vb.) görüş ve katkıları ile şekillenen Okul Temelli Standart Operasyon Prosedürü’nü geliştirdik. Kısaca SOP olarak adlandırdığımız bu prosedür, okulda bir istismar veya şiddet mağduru çocukla karşılaşıldığında yapılması gerekenlerin yazılı bir akış halinde sunulduğu, kılavuz niteliğinde bir dokümandır ve 2016 yılından beri Mersin’de, 2018 yılından beri İstanbul’da uygulanmaktadır. Dolayısıyla SOP’un uygulandığı ve iş birliği içerisinde olduğumuz okullardan aldığımız geri bildirimler aynı yönde ve olumlu oluyor, diyebiliriz.

Bir de destek hattından almış olduğumuz geri bildirimler oluyor. 2021 Faaliyet Raporu’nda yer verdiğimiz ve uzun bir dönem boyunca hukuki ve psikososyal destek verdiğimiz bir anne ve oğlu tarafından almış olduğumuz geri bildirimi de onların izni ile paylaşmak isteriz: “Bize sunduğunuz hukuki destek yolumuzu aydınlattı. Olayın ardından ne yapacağımı, nasıl ilerleyeceğimi bilemez durumdaydım. Her gittiğim yerden farklı bilgiler geliyordu ve ben doğru adımın ne olduğunu bilmez halde, oradan oraya savruluyordum. Destek hattı aynen Derneğinizin manasındaki gibi yönümü buldurdu bana. Bildirim sürecini, sonraki mahkeme süreçlerini, beni ve çocuğumu neyin beklediğini öğrenmemi ve hazırlıklı olmamı sağladı. Bu sayede ben de kendi yaşadığım stresten biraz olsun uzaklaşıp, bunu çocuğuma yansıtmadan, ona yoğunlaşabildim. Bence en büyük sorun, adım adım ne yapılacağının bilinemiyor olmasıydı. NİRENGİ BANA ADIMLARI VE SÜRECİ GÖSTEREREK IŞIK OLDU.”

ÜSTAD: ÇALIŞMA ALANLARINIZ İLE İLGİLİ OLARAK HUKUKI DÜZENLEMELERİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ? ÇOCUK İSTİSMARI DAVA DOSYALARINDA YARGILAMA SÜRECİNE İLİŞKİN AİLELERİN VE ÇOCUKLARIN EN ZORLANDIĞI DURUM NE OLUYOR, ÖRNEK VEREBİLİR MİSİNİZ?

NİRENGİ: Çağa ayak uydurabilmek için dinamik ve araştırmacı olmak gerektiğini söyleyebiliriz. Bundan 10-20 yıl öncesinde aklımıza bile gelmeyecek yeni suç tiplerini (örneğin siber suçlar ve siber zorbalık) günümüzde sıklıkla duyabiliyoruz. Bu duruma bağlı olarak da yasalar ve sistemler değişebilir ve gelişebilir. Ancak hukuk ve ceza adalet sistemimize baktığımızda, teori ve pratiğin birbirinden oldukça ayrıştığını görebiliyoruz. Bu bazı noktalarda olumlu bazı noktalarda olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Bildirim sürecine giren mağdur çocuğun temel isteği, adaletin ivedilikle sağlanması oluyor. Çocuk, başına bir şey geldiğinde haklarının korunacağından ve şüpheli/sanığın bir yaptırımla karşı karşıya kalacağından emin olmak, birilerine ve en çok da kurumlara güvenmek istiyor. Bu noktada güvenlerini zedeleyen husus, uzun yargılama süreçleri oluyor. Özellikle COVID-19 pandemisi ile birlikte, adliyelerin işleyişi oldukça sekteye uğradı. Çocuk her duruşmadan sonra avukatından sanık ceza aldı/hapse girdi haberini duymayı bekliyor. Çocuk, bir an önce bu olay ve olayın getirdiği yargılama süreci de dahil olmak üzere tüm yüklerle vedalaşıp hayatına devam etmek istiyor.

Bize gelen vakalarda gördüğümüz üzere, çocuğu en çok zorlayan bir diğer konu; istismarın aile içinde veya komşu/akraba gibi yakın çevrede gerçekleştiği durumlarda ortaya çıkıyor. Çocuğun bildirimde bulunması ile birlikte çok ciddi bir güvenlik endişesi başlıyor. Bunu neredeyse her çocuğun ifadesinde görebiliyoruz. Çocuk tehdit, baskı, hakaret, aşağılama, korkutma gibi pek çok psikolojik durumla savaş veriyor. Bildirimde bulunduktan sonra baskıların sona ereceğine inanmak istiyor. Ancak, özellikle şüpheli/sanığın tutuksuz olarak yargılandığı dosyalarda, bu psikolojik baskılar giderek artıyor. Aynı mahalle içerisinde, hatta aynı evde istismar sanığı ile her gün karşı karşıya gelmek, aynı olayı her gün hatırlamak/ bir daha yaşamak zorunda kalıyor. Bildirimin hayatında hiçbir şey değiştirmediğini, hatta işlerin daha çok karıştığını, bu sefer de çok yoğun bir şekilde şikayetini geri çekmesi yönünde bir baskı ile uğraşmak zorunda kaldığını görüyor. Biliyoruz ki, tutukluluk nihai yaptırım değil, bir koruma tedbiridir. Tutukluluk, mahkemelerin ilgili kanunlar uyarınca, somut olayın şartlarına uygun olarak verdikleri bir tedbir kararıdır. Ancak şüpheli/sanık hakkında tutuklama kararı verilmemesi, uzun yargılama süreçleri ve bu süreçteki önleyici/koruyucu tedbirlerin yetersizliği ile birleştiğinde, yukarıda açıkladığımız gibi mağdur çocuk yönünden ikincil travma dediğimiz, aynı olaya veya şüpheli/ sanığa tekrar tekrar maruz kalmasına yol açıyor.

Son olarak; altını çizmek istediğimiz bir başka nokta da çocuğun gizliliği konusudur. Son zamanlarda sıklıkla karşılaştığımız üzere, mağdur çocuklar veya bakım verenleri yargı süreci ile ilgili destek alabilmek için sosyal medyaya yönelebiliyorlar/yönlendirilebiliyorlar. Ancak mağdur çocukla ilgili yargı sürecinin sosyal medyaya taşınması, mağdur çocuğun gizliliğini açıkça ihlal etmektedir. Sosyal medyaya yansıyan çocuğun kişisel verileri, onu potansiyel istismar/şiddet olaylarına açık hale getirmektedir. Bununla birlikte, internete yansıyan bilgilerin ileride tamamen silinmesi büyük ölçüde mümkün olmamakta ya da bu silme işlemi için de çocuğun ayrı bir çaba sarf etmesi gerekebilmektedir. Bu durum çocuğun maruz kaldığı olayla, hayatı boyunca sürekli karşı karşıya gelmesine neden olmaktadır. Dernek olarak, mağdur çocuğun gizliliğini ön planda tutan bir anlayış ile destek sürecini yürütmekteyiz.

ÜSTAD: İNSANLAR DERNEK ÇALIŞMALARINA KATKIDA BULUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRLER? YARDIM, BAĞIŞ, FİİLİ DESTEK OLARAK?

NİRENGİ: Nirengi Derneği, farklı uzmanlık alanlarından profesyonellerin bir araya gelerek kurduğu, bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir sivil toplum kuruluşudur. Derneğimizin proje geliştirmeye, proje yazmaya ve projeleri hayata geçirmeye devam edebilmesi için fon kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bağımsız çalışan bir sivil toplum kuruluşu için fon kaynakları ulusal ve uluslararası hibe programları, bireysel ve kurumsal bağışlardır. Derneğimizin mevcut faaliyetlerini sürdürebilmesi, ihtiyaç sahiplerine ulaşabilmesi, sunduğu hizmetlere devam edebilmesi ve yeni projeler hayata geçirebilmesi için hibe programlarının olduğu kadar bireysel ve kurumsal bağışların da (tek seferlik veya düzenli) kritik önemi mevcuttur.

Ayrıca; Dernek çalışmalarımıza kurumsal ve bireysel bağışlar ile destek olabilecekleri gibi web sitemizde yer alan gönüllü başvuru formunu doldurarak gönüllümüz olabilir ve saha çalışmalarımızda bize destek verebilirler. Çeşitli kurum ve kuruluşlar ile eğitim veya başkaca etkinlikler konularında iş birliği içerisindeyiz. Bu şekilde de Nirengi Derneği’ne destek olabilirler.

ÜSTAD: DERGİ ÜZERİNDEN BİR ÇAĞRI YAPMAK İSTESENİZ, NELER SÖYLERDİNİZ?

NİRENGİ: Öncelikle Üstad Dergi ekibine çok teşekkür ederiz. Dergi ile yollarımız kesiştiği için çok mutluyuz.

Söyleşimizi okuyanları ise ayrıntılı bilgi için web sitemize (https://www. nirengidernegi.org/tr/anasayfa/) mutlaka bekleriz. Ayrıca 0212 337 27 31 nolu hattan Derneğimize ulaşabilirler.

Bahsettiğimiz tüm çalışmalarımız, bizim için çok kıymetli ve hepsi için yoğun emek sarf ediyoruz. Bununla birlikte, Nirengi Derneği İstismara Karşı Destek Programı’nın daha bilinir ve sadece mağduriyet sonrasında değil mağduriyetin önlenmesinde de aktif hale gelmesi öncelikli hedefimiz. Bu nedenle herkesi, istismarla mücadele alanında desteğe çağırıyoruz.

 

Benzer Yazılar

gönenç gürkaynak söyleşisi
şahin ardıyok söyleşisi
Sendikalı Kadın Çalışan Olmak
Yapay Zeka Çağında Avukatlık...
Akıllı İlaç Bedellerini Devlet Ödeyecek mi?
Derin Deniz Madenciliği İkilemi
Tutsaklığın Resim Hali
AİHM'den İklim Değişikliği İle İlgili Beklenen Kararlar
Temiz Hava Hakkı Mücadelesi Anayasa Mahkemesi’nde
Hasta, Hekim, Sistem İlişkisi: Hekimlerin Sorumluluğu ve Tıp Alanındaki Problemlerin Kısır Döngüsü
Çevre Hukuku Atölyeleri - V
Çin'de Hukuk ve Yerel Gücün Denetimi
Moda Sektöründe Tasarımların Korunması
Büyük Veri Çağında Hukuk Teknolojileri ve Avukatlık
Inherit The Wind; ABD'de Maymun Davası
10 Püf Noktası; Erken Dönem Dava Değerlendirmesi