HUKUK ÖĞRENCİLERİ HAYATA HAZIR MI?

Avukatlık mesleği ve trilyon dolarlık küresel avukatlık endüstrisi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Fakat mesleğin çekirdek unsurları (onu diğerlerinden ayrıştıran uzmanlık alanları, deneyim, beceriler ve muhakeme) büyük oranda aynı kalıyor. Hukuki hizmetlerin sunumu ise tümüyle başka bir hikaye. Yeni iş modelleri, araçlar, süreçler ve kaynaklar endüstriyi yeniden şekillendirerek, bir yandan yeni sunum kaynakları aracılığıyla bu hizmetlerin alıcılarına daha iyi bir erişim imkânı sağlıyor bir yandan da müvekkil memnuniyetini artırıyor. Hukuk, müvekkil çağına atlarken, avukatları ve hukuki istisnacılık efsanesini kutsallaştıran loncaya da elveda diyor. Bu hem mevcut hem de muhtemel müvekkiller için elbette iyi bir haber.

Fakat aynı haber hukuk fakültelerini zorlar nitelikte. Zira bu okulların çoğu, avukatlığın ne demek olduğunu, kimin/nasıl işine yarayacağını yeniden şekillendiren sektör değişikliklerine kayıtsız görünüyor. Kurumsal Kalite ve Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bir
oluşum olan Dürüstlük Ulusal Danışma Komitesi (NACIQI), hukuk fakültelerini doğru
düzgün denetlemediği ve “öğrencilerin başarı seviyesinin yetersiz” olduğu gerekçesiyle
Amerikan Barolar Birliği’ne (ABA) 2016 yılında fırça çekmiş; NACIQI üyelerinden Paul
LeBlanc ise, ABA’nın “meslekle dirsek temasını kaybettiğini” ifade etmiştir…

No Comments Yet

Comments are closed