Erken Dönem Dava Değerlendirmesi

10 Püf Noktası; Erken Dönem Dava Değerlendirmesi

Kişisel blogların ortaya çıktığı dönemde, kendi blogumda “Şirketinize Karşı Dava Açıldığında Yapılması Gerekenler” başlıklı bir makale yayımlamıştım. Pek çok önemli bilginin bulunduğu bu makalede, ilk tebligatın kapınıza dayanmasından itibaren yapılması gerekenlerle ilgili birçok önemli hususu dile getirmiştim. Fakat davanın erken aşamalarında atılması gereken önemli adımlardan bazılarına orada yer vermemiştim. Bu bilinçli bir seçimdi çünkü “On Püf Noktası” başlıklı ayrı bir makalenin yayınlanması, bu konunun, bileğinin hakkıyla elde ettiği bir kazanım olacaktı.

Sonrasında, aklıma bir fikir geldiğinde hep yaptığım gibi, aklımdakileri bir not kağıdına aktararak daha sonra tekrar değerlendirmek üzere bir kenara bırakmıştım. Niyetim, birkaç ay içinde doğru zaman geldiğinde konuyu tekrar kaleme almaktı. Üç yıl sonra, o kağıdı diğer blog fikirleriyle birlikte bir dosyaya tıkıştırılmış halde bulduğumda, sahibini kaybetmiş ve eve götürülmeyi bekleyen bir köpek yavrusu gibi bana bakıyordu. Gözleri yaşlı zavallı not kağıdı, haydi atla bakalım arabaya!

Erken Dönem Dava Değerlendirmesi

Bu pazar öğleden sonra, o not kağıdıyla yine birbirimize bakıyoruz; nihayet onunla ilgilenmeye hazırım. Neler anlatıyor bakalım… Diyor ki; “Erken Dönem Dava Değerlendirmesi” (ve “anneni ara”). Pek çoğu için Erken Dönem Dava Değerlendirmesi’nin (EDDD) e-Discovery’de (e-Keşif) bir alıştırma haline geldiğini görmek beni üzüyor. Aslında bunun kötü bir tarafı yok, sadece benim gözümde EDDD’nin kapsamını çok daraltıyor. E-Discovery incelemesinin bir kısmı değerlendirmeye pek tabii dahil edilmeli ama odaklanılması gereken nokta bu değil.

Bence EDDD, kapsamı bakımından biraz daha “eski ekol”. Çok fazla dirsek çürütmeyi, dedektif gibi çalışmayı ve yaratıcı düşünmeyi gerektirecek bir süreç; bu da aslında avukatların en güzel yaptığı iş. “On Püf Noktası” serisinin bu bölümünde, Erken Dönem Dava Değerlendirmesi’ni on numara beş yıldız yapabilmek için toplamanız gereken bilgileri ele alacağız.

1. Temel bilgiler

Erken Dönem Dava Değerlendirmesi herkesin aşina olduğu bir konu değil; o yüzden temelinden başlayalım. Temelde EDDD, hukuk departmanlarının aşağıda belirttiklerimi gerçekleştirmek adına, yeni açılan bir davayı nispeten kısa bir süre diliminde derinlemesine analiz etmek için kullandığı sistematik bir yöntemdir:

  • Davanın ve değerinin değerlendirilmesi (davanın maliyeti ile kıyaslayarak)
  • Kapsamlı bir dava stratejisinin geliştirilmesi (örneğin davada en iyi savunmanın nasıl yapılacağının belirlenmesi)
  • Davayı hızlı bir şekilde sonuçlandırabilecek muhtemel uzlaşma seçeneklerinin analiz edilmesi

Tanımlanması ne kadar kolaysa gerçekleştirilmesi ya da daha doğru bir ifadeyle usulüne uygun bir şekilde gerçekleştirilmesi, o kadar zor bir süreç. Amaca uygun bir EDDD’nin oluşturulabilmesi için gerekli olan zamanı ayırmaya kendinizi hazırlamanız gerek. Hedefiniz, değerlendirmeyi şikâyetin size ulaşmasından itibaren yaklaşık 60 gün içerisinde hazırlamak ve bulgularınızı detaylı olarak yürütme ekibine sunarak onların aylarca (hatta yıllarca) beklemeden dava sürecinin erken aşamalarında kritik kararları vermesine imkan sağlamaktır.

Bu süreç, ilk birkaç haftada yürütme ekibine davayla ilgili hızlı bir özet ve düşüncelerinizi sunmaktan tamamen farklıdır. Ayrıca bu sürecin doğru bir şekilde işletilmesi, hem kurum dışındaki dava vekilinin sürece dahil edilmesini hem de ihtilafa konu olan mesele hakkında kurumdaki yakın iş arkadaşlarınızın yardımına başvurulmasını gerektirir. EDDD doğru yapıldığı takdirde, dava sürecinin sonunda gerek nihai karar, gerekse dava maliyeti konusunda daha iyi sonuçlar almanıza mutlaka yardımcı olacaktır. Daha iyi sonuç ve daha düşük maliyet ise sizin neredeyse bir kahraman olarak görülmenizi sağlayacaktır.

Buna ek olarak, EDDD’yi ne kadar resmi bir formatta hazırladığınız tamamen size kalmış. Yazılı olarak hazırlayacağınız bir rapor ya da PowerPoint sunum şeklinde olabilir. Fakat PowerPoint’te hazırlanmış bir sunuma, yürütme ekibine sunmak için eninde sonunda ihtiyaç duyacağınız kesin.

2. Dava neyle ilgili?

Davayla ilgili ilk aşamada karşılaşacağınız sorulardan biri; “Bize hangi gerekçeyle dava açmışlar?” olacaktır. Hazırlayacağınız EDDD, şirketiniz hakkındaki şikâyetin ve iddiaların özetini içerecektir. Çok basit değil mi? Aslında öyle ama bu işin tek kişilik bir oyun olmadığını hatırlamak gerek. Sizin davayla ilgili ilk okumayı ve değerlendirmeyi yapmanız kesinlikle normal. Fakat değerlendirmeyi adam akıllı yapabilmeniz için daha da derine inmeniz gerek. Hatta çok daha derine.

Dava tebligatını aldıktan bir hafta kadar sonra sizin, kurum dışındaki vekilin, kurumda ihtilafa taraf olan tanıkların ve kilit kişilerin katılacağı bir toplantı yapmanız ve davayı birlikte okuyarak değerlendirmeniz gerekir. Davacı tarafından öne sürülen iddiayı grup olarak bilfiil okumanız ve her bir iddianın gerekçesini (veya gerekçesizliğini), ayrıca iddiaları çürütmek için göstereceğiniz tanıkları ve kanıtları birlikte tartışmanız zorunlu. Böyle bir yöntem sizin sadece daha kapsamlı ve faydalı bir dava özeti çıkarmanızı sağlamakla kalmaz, aynı zamanda şikâyetin gerekçesi ile ilgili öngörü kazanmanızı temin ederek EDDD’nin hukuki analiz kısmını tamamlamanız için gerekli olan kilit belgeleri ve olguları toplamaya başlamanıza yardımcı olur.

3. Davanın maliyeti

Şüphesiz EDDD, davayla ilgili derinlemesine bir araştırma yapılarak, davanın maliyetinin tahmin edilmesini de gerektirir çünkü kurumun davayla ilgili yola nasıl devam edeceğini belirleyen temel faktör maliyettir. Yapmanız gereken ilk şey, kurum dışındaki avukatınızla oturup ilk duruşmadan temyize kadar olan sürecin gerçek maliyetini çıkarmaktır. Bunu yaparken maliyeti aşama aşama hesaplamak gerekir. Dava sürecinin ilk duruşmadan temyize kadar süreceğini varsaymak gerçekçi olmayacaktır.

Ayrıca bütçeyi aşamalara göre belirlerseniz, bir sonraki aşama için harcama taahhüdünde bulunulmadan önce kurum adına karar vereceğiniz noktaları tespit edebilirsiniz. Deneyimli bir vekil, özellikle de sizinle EDDD üzerinde birlikte çalışıyorsa, dava maliyetiyle ilgili sağlam bir tahminde bulunabilir; çünkü bu şekilde dışarıdaki herhangi bir vekile göre dosyanızın “iyi ve kötü” yanlarıyla ilgili daha detaylı bilgiye sahip olacaktır. Tahminde bulunamayan vekil de zaten sizi temsil etmemelidir.

Maliyet tahmininde bulunurken fotokopi masrafı, dosya ücreti, tanıklık ücreti, bilirkişi ücreti, seyahat masrafları gibi hesapları dahil etmeyi unutmayın. Bütün bunların maliyeti ciddi bir rakama ulaşabilir, özellikle de dava ofisinizden uzak bir yerde görülüyorsa. Örneğin; eğer dosya mahkemeye sevk edilirse, duruşma ekibi, kurumdan gelecek gruplar, tanıklar ve kurumun temsilcisi için; konaklama imkânına, ayrıca çalışma odalarına ve ofis ekipmanına ihtiyaç duyacaksınız. Ayrıca herkesin karnının doyurulması gerekecek.

Buradan çıkarmamız gereken ders şu: sadece vekâlet ücretine odaklanmamak gerek. Size yardımcı olabilecek bir başka ipucu ise karşı tarafın ne kadar harcayacağını tahmin etmek. Dava süreci davacı için de bedava değil. O yüzden onların ne kadar harcayacağını tahmin etmek de planlama ve strateji geliştirme aşamasında size yardımcı olacaktır. Kurumdaki yönetici ekibin ve tanıkların dava süreciyle uğraşırken rutin işlerini yapamayacağı süreyi de dikkate almanız şart. Birçok kişi ciddi zaman kısıtıyla karşılaşacak. O yüzden bunun maliyeti de yaptığınız hesaba dahil edilmeli.

Buna ek olarak, kurumun dava maliyetini kapsayan bir sigortası ya da şirkete tazminat borcu olan bir taraf olup olmadığını da detaylı olarak sorgulayın. Masraf aktarımı yapabileceğiniz bu iki seçenek, savunmanızı nasıl daha iyi hale getirebileceğinizi değerlendirirken kullandığınız denklemi büyük oranda değiştirebilir. Son olarak, maliyetin bir kısmını ya da tamamını karşılayabileceğiniz bir dava finansman aracı olup olmadığını da araştırın. Genellikle davacı tarafından kullanılsa da bu kaynak davalı taraflarca da kullanılabilmektedir.

4. Kilit belgeler ve olgular

Olguların araştırılması, Erken Dönem Dava Değerlendirmesi’nin kalbidir. Bu noktada göreviniz, yaklaşık iki ay gibi bir süre içerisinde mümkün olduğunca derinlemesine ve detaylı bir araştırma yapmaktır. Dosyayla ilgili her şeyi elbette bilemezsiniz ama gerçeklikte %75-80’ini bilmeniz mümkün. Detaylı araştırmanın önündeki en temel engellerden biri karşı tarafın tanıklarına, belgelerine ya da e-postalarına ulaşımınızın olmamasıdır. Yine de kendi kaynaklarınızdan yeterli bilgiyi elde edebilirsiniz, bu da işinizi görecektir.

İlk başta belge taraması yapmanız (bu tarama e-Discovery araçları ve teknikleri sayesinde artık çok daha kolay), sonra da kilit konumdaki bütün tanıklarla görüşmeniz gerekir. Bu zorlu iş hamallık gibi gelse de tutarlı ve doğru bir şekilde yapılırsa getiri sağlamaktan asla şaşmayan, genel sürecin ayrılmaz bir parçasını oluşturan sıfır maliyetli bir çalışma olacaktır. Siz dedektifliği bitirdikten sonra EDDD’ye aşağıdakileri dahil etmiş olacaksınız:

  • Her iki taraf için en iyi 10 belge
  • Her iki taraf için en iyi 10 olgu
  • Kilit konumdaki tanıklarla görüşme tutanakları
  • En önemli belgelerin” listesi ve açıklamaları (başka bir deyişle kesin kanıtlar, ticari bakımdan hassas bilgiler vs.)

5. Hukuki meseleleri belirleyin

Yöneticilerden davayla ilgili en sık şu iki soruyu duyarsınız: “Dava neyle ilgili?” ve “Kazanır mıyız?” Her ikisi de aslında haklı sorular ama ikincisine cevap vermek çok çok zor. Bu sorulara cevap verebilmek için öncelikle şikâyetin bir analizini yapmanız (yukarıda anlatıldığı gibi), sonra da “kazanmakla” ilgili soruya cevap verebilmek adına yeterince fikir sahibi olabilmek için topladığınız bilgi ve belgeleri kullanmanız gerekir. Daha önce davanın konusuyla ilgili zaten bir özet hazırlamıştınız. Şimdi sıra bir sonraki adıma geldi. Yapmanız gerekenler:

Karşı cevap dilekçelerinizi ve eğer şanslıysanız karşı iddialarınızı (davacıya karşı öne süreceğiniz iddialardan daha iyi bir savunma yoktur aslında) içeren, iddialarınızı nasıl savunacağınızı da anlatan savunma stratejinizi oluşturun. Sizi destekleyen ve önünüzü kesen bilgi ve belgeleri belirleyin. Bunu doğru bir şekilde yapabilmek amacıyla her bir iddia için geçerli jüri talimatlarının elinizde olmasını sağlayın. Böylece davacının ispatlamak zorunda olduğu hususların tüm detaylarını bilebilirsiniz.

İstenen tazminatlar ve ihtiyati tedbir kararı gibi para nev’inde olmayan masrafları da dahil olmak üzere, karşı tarafın pozisyonunu özetleyin. Özetle davacı kim ve kanıtları ne kadar sağlam?

Bilirkişiye ihtiyaç olup olmadığını ve eğer varsa davacı tarafın beyanları da dâhil olmak üzere tüm beyanların içeriklerini değerlendirin. Bilirkişi olarak aklınızda bir isim varsa ya da karşı tarafın bilirkişilerini tanıyorsanız, bu kişilerin liyakati ve tanıklığı konusunda bildiklerinizi ortaya koyun.

Mahkemenin yerini, hâkimi ve dava jürili görülecekse havuzundaki jüri üyelerinin özelliklerini ayrıca davalının mı yoksa davacının mı tarafında durma eğiliminde olduklarını belirleyin. Bunun için o bölgeden bir avukatla konuşmanız gerekebilir. Onlara boşuna “cehennemin deliği” denmez. Üzücü ama bazı hâkimlerin tercihleri alınlarında yazar. Benzer şekilde bazı mahkemeler kararın büyük bir jüri grubu tarafından verilmesine meyillidir. Neyle karşı karşıya olduğunuz hakkında mümkün olduğunca fazla bilgi toplayın ve bu bilgileri kurumunuzla paylaşın.

Karşı tarafın avukatıyla görüşün. Bu kişinin/ kişilerin hangi konularda yetenekli olduklarını, geçmişte baktıkları davaları, çevrelerinde nasıl bilindiklerini, iş ahlakını, taktiklerini ve benzer konuları araştırın. Avukatların kişilik özellikleri ve yetenekleri davanın seyrini ve sonucunu belirleyeceğinden çok önemlidir.

Davanın sonucu ne olursa kurumunuz için “iyi bir sonuç” ne olur? EDDD’de bunlara yer vermeli ve bu kapsamda farklı olasılıkları değerlendirmelisiniz. Fakat “kazanmak” için gerekli talimatları, tam anlamıyla yönetimle yaptığınız toplantı sırasında belirleyebilirsiniz. O aşamadan sonra yapacağınız her şey bu toplantıda belirleyeceğiniz hedefe kilitlenecektir.

6. Takvim

Kulağa biraz modası geçmiş gibi gelse de kapsamlı bir takvimden (bazen olayların kronolojisi olarak da adlandırılır) ne kadar çok faydalı bilgi ettiğiniz sizi de şaşırtacak. Hazırlaması hiç de zor bir şey değil. Yapmanız gereken tek şey davayla ilgili kilit olayları (olguları) kronolojik bir liste haline getirmek ve bu olayları şayet varsa ilgili belgelerle ilişkilendirmek. Temelde şu şekilde karşımıza çıkar: tarih, olgu, kaynak ve çekişmeli/çekişmesiz noktalar. Bir olgu çekişmeliyse kaygılanmayın. Bir kenara koyun ve daha sonra ilgilenin. Dahası, bu takvim bir belgeler listesi değil, olgular listesidir. Arada büyük fark var.

Ayrıca iyi bir kronoloji, avukatların ilk başta davayı analiz etmesine yardımcı olacağı gibi ihtiyaç duyacağınız keşfin de ana hatlarını çıkarmanıza yardımcı olacaktır. Bu liste, davayı yönetime anlatırken de işe yarayacaktır, çünkü anlaşmazlıkla ilgili bütün kilit olayları bu liste üzerinden görebileceklerdir. Tabii ki EDDD’yi bitirdikten uzun zaman sonra bile kronolojiyi saklamaya, güncellemeye ve değiştirmeye devam etmelisiniz.

7. Davanın temaları

Davanın temalarını doğru belirlemeniz, davayı kazanmanız bakımından hayati önem taşımaktadır. Temalar temelde olguları değerlendiren kişilere (genellikle jüri), davayı anlama konusunda yardımcı olan, sözlü ve yazılı ifadeleri değerlendirirken onlara basit bir filtre temin eden kestirme yollardır. Temalar davanın hikayesini oluşturur. Bir temanın dört unsuru vardır:

  1. Anlaşılabilir olması,
  2. Kanıtlarla uyumlu olması,
  3. Hatırlanabilir olması,
  4. Kulağa doğru gelmesi.

Aklıma gelen en ünlü tema 1990’ların ortalarında görülen O.J. Simpson davasından: “Taşlar yerine oturmuyorsa, beraat ettirmelisiniz.” yaklaşımı. Belki hatırlarsınız, O.J. davası düzinelerce tanık ve bilimsel kanıt eşliğinde aylarca devam etti. Bir düşünün o davada jüri koltuğunda oturuyor olsaydınız her şeyi yerli yerine koyup sürece devam etmek ne kadar zor olurdu. Savcının tam da Simpson’a olay yerinde bulunan kanlı eldivenleri sorduğu o dramatik anda savunma ekibi, yukarıda bahsettiğim dört unsuru karşılayan bir belge sunup jürinin Simpson’ın lehine karar vermesinin yolunu açmıştı. Taşlar yerine oturmuyordu.

Taşların neden yerine oturmadığından bağımsız olarak “taşlar yerine oturmuyorsa, beraat ettirmelisiniz” teması savcının iddialarını kalbinden yaraladı ve Amerikan Ceza Hukuku’nun temellerine mükemmel bir şekilde uydu: suçunuz, makul şüphenin ötesine geçerek kanıtlanmalıdır. Bu tema jüriye şüphe duyması için çok fazla gerekçe verdi. Değerlendirmenizi toparlarken davanız için en iyi temaların arayışında olacaksınız.

Bu temalar tabii ki değiştirilemez nitelikte değiller, fakat dava ekibine ve yürütme ekibine kanıta bakma ve analiz etme konusunda bir başlangıç teşkil ederek zaman içerisinde daha da güçlenecekler. Davacının dosyasında kullanabileceği temaları da tahmin etmeye çalışmalısınız. Böylelikle onların ortaya koyacağı temalarla savaşmak için çeşitli yollar düşünebilir ve güçlerini kıracak kanıtlar geliştirebilirsiniz.

8. Anlaşma seçenekleri

Bildiğiniz gibi ticari davaların %90’ında anlaşma yoluna gidilir. Nadiren duruşma yapılır. Bunun nedeni çoğu zaman, özellikle jürinin olduğu durumlarda aleyhte çıkacak bir kararın maliyeti ve riskidir. Büyük ihtimalle anlaşmaya gidileceğini bildiğinizden kurum avukatının en önemli görevlerinden biri ve EDDD’deki kilit bölümlerden biri davada anlaşmaya gidilmesi durumunda ne olacağını ustaca değerlendirmek olacaktır. Başka bir deyişle karşı tarafın davadan vazgeçmesi için ödenmesi gereken uygun ve doğru miktar nedir?

Başlangıç noktalarından biri maalesef davanın maliyeti. Diğer tarafa, tahmin ettiğiniz dava maliyetine eşit ya da daha az bir miktar ödediğinizde riskinizi sıfırlıyor musunuz? Esasa yönelik faktörler daha çok size karşı getirilen iddialara ilişkin analizinize ya da sizin ileri süreceğiniz karşı iddialara odaklanır. EDDD’yi düzgün bir şekilde hazırlarsanız belirli bir iddia karşısında kazanma ya da kaybetme olasılığınıza dair oldukça iyi bir fikre sahip olabilirsiniz.

Bu analizi yaptıktan sonra bir karar ağacı (decision tree) hazırlayabilirsiniz. Karar ağacı, aslında risk yüzdesini davanın değeri ile çarpmaktır. Örneğin davayı kazanma olasılığınızın %60 olduğunu düşünüyorsanız ve davanın değeri de 100.000 dolar ise riskiniz 40.000 dolardır. Fakat fiili durum genellikle bundan daha karmaşıktır. Tabii ki nakit para davada anlaşmaya gitmenin tek yolu değil. Yeni bir sözleşme, ruhsat ya da proje işbirliği anlaşması da karşı taraf için çekici olabilir. Benzer şekilde ürün satın almalarına karşı kullanılacak krediler de “tam bedeli” ödemeden değer elde etmenin yollarından biridir. Özetle, önemli olan kurum dışındaki avukatınız ve kurumdaki ekibinizle birlikte muhtemel anlaşma teklifleri üzerinde yaratıcı bir şekilde düşünmektir.

9. Diğer konular

Davayı değerlendirirken aklımızda sadece mahkemede kazanmak ya da kaybetmek olmamalı. Davayı çevreleyen bütün konuları düşünebilmek işimizin bir parçası. EDDD’de yapılması gerekenlerden biri de dikkate alınması gereken utandırıcı belgelerin veya ticari sırların ayrıntılarıyla anlatılması. Mahkemelerde görülen davalar genellikle gizli olmaz ve keşif sırasında ortaya çıkabilecek herhangi bir şey gazetelerde veya ticari yayınlarda gözler önüne serilebilir. Ticari sırları gizli tutmak için kullanılan süreçler olmasına rağmen hâkimin ne yapacağına dair herhangi bir garanti bulunmamaktadır. Utandırıcı veya aptalca e-posta ve belgeler mahkemelerin pek çoğunda çok nadiren gizli kalır. Bir kanıtın delil listesinden çıkarılmasını talep etmek genellikle tek şansınız olduğundan bu konuda size bol şans diliyorum. Dava açmanın bedeli budur.

Nihayetinde gizliliğin olmaması, kurumun davayı nasıl ele alacağını değerlendirirken dikkate alması gereken çok önemli konulardan bir tanesidir. Diğer meseleler arasında şirketin itibarı, müşterilerin tepkileri ve hatta karşı tarafla olan iş ilişkileri de sayılabilir. Eğer büyük bir şirkete hizmet veren küçük bir tedarikçiyseniz, bir anlaşmazlığın mahkemede sürünmesine izin vermek ilişkiniz açısından çok tahrip edici olabilir. Adil olmayabilir fakat kavganın hızlı bir şekilde çözümlenmesi kurumun uzun vadede çıkarına olabilir.

10. Çıkarılan dersler

Buraya kadar anlatılan her şey EDDD’yi analiz etme ve oluşturma sürecinin bir parçasıydı. Fakat yapılan çalışma sadece formülasyon süreciyle sınırlı değildir. EDDD tamamlandıktan (veya dava bittikten) sonra da gerekli zamanı ayırıp ihtilafla ilgili topladığınız bilgilere bakmanız ve çıkarılacak dersleri belirlemeniz gerekir.

Gelecekte benzer problemlerin önüne geçmek için kurumun farklı yapması gereken şeyler var mı? Belgeler ve e-postalar uygun bir şekilde yazılmış mı? Çalışanlarınızın akıllı yazı yazma teknikleri ile ilgili eğitim alması gerekiyor mu? Şirketi korumak için sözleşmelerinizin yeniden hazırlanması ya da mevcut olanlara yeni maddelerin eklenmesi gerekiyor mu? Şu ana kadar anlaşmazlığın neden çıktığıyla ilgili çok fazla zaman ve çaba harcadınız, bu bilginin de katma değeri var, kullanın. Kurum avukatı olarak en fazla değer katacağınız nokta, problemler daha oluşmadan ortaya çıkmaması için proaktif yöntem arayışına girmenizdir.

Yukarıda anlatılanlar bir davanın savunma tarafında olan Amerikalı bir avukat tarafından kaleme alınmıştır. Fakat bundan bağımsız olarak, Erken Dönem Dava Değerlendirmesi’yle ilgili çalışmanın tüm unsurları, hangi ülkede olursanız olun veya mahkemelerde jüri kullanılsın kullanılmasın aynı şekilde işinize yarayacaktır. Kurum adına baktığınız her davada EDDD’ye ihtiyacınız olmayacaktır. EDDD çok fazla çalışma gerektirdiğinden bu kadar çabaya değmeyecek bazı davalar da mutlaka olacaktır. Fakat yukarıda anılan ilkelerin çok büyük bir çoğunluğu “daha küçük” davalarda bile belli bir dereceye kadar kullanılabilir.

Artık bu işin temellerini öğrendiğinize göre kendi EDDD sürecinizi uygulamaya koyabilirsiniz. Erken Dönem Dava Değerlendirmesi’ni kullanmak size davaları değerlendirirken tekrarı mümkün bir süreç temin eder. Tekrar edilebilir süreçler ise eğer tutarlı bir şekilde kullanılırsa daha kolay hale gelir, maliyet tasarrufu sağlar ve kurumunuzun çalışma şeklinde ihtilafa yol açabilecek hangi konuların olduğuna dair ipucu verir. Burada bahsettiğimiz ipuçları sayesinde davranış değişikliğini oluşturarak daha az ihtilafla karşılaşılmasını sağlayabilirsiniz. Buna rağmen çıkan ihtilafların da daha hızlı çözümlendiğini ve şirket için daha iyi sonuçlandığını görebilirsiniz.

 

Çeviren: Ayşe Akıncı Candoğan

 

Not: Bu çeviri, yazarın özel izniyle Üstad Dergi 5.sayısında (Bahar 2018) yayınlanmıştır.

Benzer Yazılar

Hesaplamalı Hukuk
Enerji Şartı Anlaşması Türkiye
Afetten Kalkınmaya Sivil Etkileşim
Akıllı İlaç Bedellerini Devlet Ödeyecek mi?
Büyük Savunma Mitingi
Kayıp Zarar Fonu; Yasuni (Ekvator) Deneyiminden Çıkarımlar
Yapay Zekanın Çevresel Etkileri
AİHM'den Sonra Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi 21 Mayıs 2024’de İklim Değişikliği Görüşünü Açıklayacak
ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) Rekabet Etmeme Hükümlerine Getirdiği Yasak ve Arka Planı
Türkiye Enerji Şartı Anlaşmasından Çekilmeli!
Hesaplamalı Hukuk'a Giriş
Türkiye Enerji Şartı Anlaşmasından Çekilmeli!
Afetten Kalkınmaya Sivil Etkileşim
ABD Federal Ticaret Komisyonu’nun (FTC) Rekabet Etmeme Hükümlerine Getirdiği Yasak ve Arka Planı
Cumhurbaşkanlığı Örgütlenmesi
Sürdürülebilirlik ve Rekabet; Sorulması Gereken Normatif ve Teknik Sorular
AİHM'den Sonra Uluslararası Deniz Hukuku Mahkemesi 21 Mayıs 2024’de İklim Değişikliği Görüşünü Açıklayacak