Üstad Dergi 2026: Çevre Hukukunda Yeni Bir Sayfa

Üstad Dergi 2026: Çevre Hukukunda Yeni Bir Sayfa

Bugün, 1 Ocak 2026, Türk çevre hukuku için bir eşik. 7552 sayılı İklim Kanunu‘nun yaptırım çerçevesi artık yerinde; ceza miktarları güncellendi, takvim işlemeye başladı. Aynı gün, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması mali yükümlülükleri başladı: Türkiye’den AB’ye ihracat yapan işletmeler artık SKDM sertifikası satın almak zorunda.

27 Aralık 2025 tarihli ve 33120 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2026/1 numaralı Tebliğ, Kanun’un 14. maddesi kapsamındaki ceza miktarlarını güncelledi. Kanun’un geçici maddeleri, Emisyon Ticaret Sistemi için bir geçiş süreci öngörüyor: ETS kapsamındaki işletmelere sera gazı emisyon izni almak için üç yıl tanınmış, pilot dönemde cezalar yüzde seksen indirimli uygulanacak.

Ancak bu geçiş süreci, mevcut çevre mevzuatındaki yükümlülükleri askıya almıyor. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği kapsamındaki hava emisyonu, atıksu deşarjı gibi izinler bugün de zorunlu. Bir termik santral, İklim Kanunu’ndaki sera gazı emisyon izni için üç yıl bekleyebilir; ama çevre izni olmadan bir gün bile faaliyet gösteremez.

Teknik Çerçeve Yetmez

Magma dergisinin 67. sayısında Tülay Özgür’ün filozof Nick Bostrom ile yaptığı söyleşide dikkat çekici bir tespit var. Bostrom, “Deep Utopia” kitabında teknolojinin tüm sorunları çözdüğü bir geleceği tartışırken şunu söylüyor: “Bu kritik kararlar için sadece teknik değil, aynı zamanda felsefi bir altyapının da gerekli olduğunu düşünüyorum.”

Magma Dergi Sayı 67

Çevre hukuku için de benzer bir şey söylenebilir. Teknik çerçeve, yani mevzuat, büyük ölçüde yerinde: Anayasa’nın 56. maddesi, 1983’ten beri yürürlükteki Çevre Kanunu, AB uyumlu ÇED mevzuatı, 2021’de yayımlanan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliği, şimdi de kapsamlı bir İklim Kanunu. Ama bu teknik çerçeveyi anlamlı kılacak şey başka: Uygulama kapasitesi. Kamusal denetim. Hesap verebilirlik kültürü. Verileri okuyacak, yorumlayacak, stratejiye dönüştürecek insan kaynağı.

Bunlar olmadan mevzuat, Bostrom’un deyişiyle, “çözülmüş” görünen ama aslında çözülmemiş bir dünyanın parçası olarak kalıyor.

Çevre Hukukunda Stratejik Körlük

İstanbul Politikalar Merkezi Proje Koordinatörü Dursun Baş, 30 Aralık 2025’te LinkedIn’de yayımladığı “2025 Türkiye Çevre Durum Değerlendirmesi: Türkiye’de ÇED Neden İşlemiyor? Kamuya açık Sıfır Kirlilik Bilgi Sistemi kurulması bize deva olur mu?” başlıklı değerlendirmesinde ÇED sisteminin “kimseyi doğru davranmaya zorlamadığını” tespit ediyor. Haklı. Ama mesele sadece sistemin işleyişi değil.

Türkiye’de çevre hukuku mücadelesi, neredeyse tamamen ÇED davalarına takılıp kalmış durumda. STK’lar yıllardır bu davaları açıyor, kaynaklar tükeniyor, süreçler yıllarca sürüyor. Peki stratejik bir perspektif var mı? ÇED raporlarını gerçek anlamda anlayıp hukuki argümana dönüştürebilecek uzman sayısı ne kadar?

Yeşil Barış davalarıyla termik santrallerin Sürekli Emisyon Ölçüm Sistemleri (SEÖS) verilerine erişim imkanı doğdu. Önemli bir kazanım. Ama bu verileri yorumlayacak, stratejik davaya taşıyacak teknik kapasite STK tarafında var mı? Veri var, veriyi okuyacak göz neredeyse yok. Kazanım var, kazanımı değerlendirecek strateji neredeyse yok.

Aynı durum KSTK için de geçerli. 2021’den beri yürürlükte olan Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliği, tesislerin kirletici verilerini raporlamasını öngörüyor. Bakanlığın portalı mevcut. Ama veriler kamuoyuyla etkin biçimde paylaşılmıyor. Paylaşılsa bile, bu verileri anlamlandıracak kapasite nerede?

İklim Adaleti: Asıl Soru

Türkiye’nin çevre hukuku tartışmaları çoğunlukla teknik düzeyde kalıyor: ÇED raporları, emisyon sınırları, izin süreçleri. Oysa asıl soru başka: Bedeli kim ödüyor?

Sosyolog Ulrich Beck‘in “risk toplumu” kavramı burada aydınlatıcı. Beck’e göre modern toplumların temel meselesi artık “zenginlik nasıl dağıtılır” değil, “riskler nasıl dağıtılır” sorusudur. Zenginlik yukarıda birikir, riskler aşağıda. Sermaye küreselleşirken, risklerin maliyeti yerelde kalır. Fabrika sahibiyle fabrika işçisi aynı havayı soluyor gibi görünür; ama aynı riske maruz değildir.

Türkiye’de bu asimetri coğrafi bir haritaya dönüşmüş durumda. Soma, Zonguldak, Afşin-Elbistan, İliç: Tek sektöre bağımlı bu bölgeler, hem ekonomik hem ekolojik riskin yoğunlaştığı yerler. Maden kapanınca geçim kaybı, açılınca sağlık ve çevre riski. “Ya iş ya sağlık” ikilemi, yanlış tasarlanmış çevre politikasının sonucu.

Fransa’daki sarı yelekliler ve Avrupa’daki çiftçi protestoları aynı soruyu sordu: Yeşil dönüşümün maliyetini kim taşıyacak? Karbon vergisi artırılırken kurumlar vergisi düşürülünce, çevre politikası adalet zeminini yitirdi. Sosyal politika olmadan çevre politikası toplumsal taban bulamıyor.

Bu nedenle iklim adaleti, çevre hukukundan daha geniş bir çerçeve. Vergi politikasını, sosyal korumayı, iş gücü dönüşümünü, yerel ekonomi stratejisini kapsıyor. Adil geçiş kavramı tam da bu ihtiyaçtan doğdu: Kömürden çıkış, madencilikten uzaklaşma gibi dönüşümleri kimseyi geride bırakmadan yapmak.

Türkiye için test sahası belli: Afşin-Elbistan. Kömürden çıkış burada yalnızca enerji politikası değil, tüm bir ekonomik yapı meselesi. Bu bölgeye yönelik politika, Türkiye’nin adil geçiş kapasitesini belirleyecek. COP31 ev sahipliği, bu kapasitenin uluslararası arenada sınanacağı an.

Üstad Ne Yapmak İstiyor

COP31 ev sahipliği, 2026’yı Türkiye için kritik bir yıl yapıyor. Uluslararası arenada iklim liderliği iddiası taşıyacağız. Bu iddia, ancak iç hukuktaki yapısal sorunlarla yüzleşirsek anlam kazanır.

Üstad Dergi, bu sorunları çözme iddiasında değil. Böyle bir iddia, bir yayın platformunun taşıyamayacağı kadar ağır. Ama yapabileceğimiz şeyler var:

Danıştay’ın çevre ve imar kararlarını sistematik olarak takip etmek, analiz etmek, erişilebilir kılmak. Mevzuat değişikliklerini sadece duyurmak değil, uygulamadaki olası sonuçlarını tartışmak. ÇED süreçlerinin teknik boyutlarını hukuki dile çevirmek. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihadını izlemek. Çevre Hukuku Atölyeleri’nin birikimini dijital ortama taşımak.

Kısacası: Dağınık bilgiyi derlemek, analiz etmek, paylaşmak. Stratejik düşünme için malzeme sunmak.

Bu çabada bir taraf tutmuyoruz. Hükümetin sözcüsü değiliz, muhalefetin de. Entelektüel dürüstlük, tek kılavuzumuz.

Katkı Çağrısı

Bu yolda yalnız yürümek istemiyoruz. Üstad, tek bir sesin değil, kolektif bir aklın platformu olmayı hedefliyor.

Akademisyenler için: Çevre hukuku, idare hukuku, enerji hukuku, insan hakları hukuku alanlarında çalışan araştırmacıları bekliyoruz. Tez özetleri, makale değerlendirmeleri, karşılaştırmalı hukuk analizleri yayımlayabiliriz. Henüz yayımlanmamış çalışmalarınızın erken versiyonlarını tartışmaya açabilir, akademik üretimi kamusal alana taşıyabiliriz.

Avukatlar için: Danıştay’da, idare mahkemelerinde, Anayasa Mahkemesi’nde açtığınız çevre davalarının deneyimlerini paylaşmanızı istiyoruz. Kazanılan davalar kadar kaybedilen davalar da öğretici. Hangi argümanlar işe yaradı, hangileri mahkemeyi ikna etmedi? Bu bilgi birikimi, dağınık kaldığı sürece stratejik değer üretemiyor.

Sivil toplum temsilcileri için: STK’ların saha deneyimi, akademik analizin ulaşamadığı yerlere ulaşıyor. ÇED süreçlerinde yaşanan sorunlar, halkın katılımı toplantılarının gerçek işleyişi, yerel yönetimlerle ilişkiler: Bunları görünür kılmak, politika yapıcılara ve kamuoyuna ulaştırmak istiyoruz.

Kamu görevlileri için: Bakanlıklarda, belediyelerde, bağımsız idari otoritelerde çalışan, çevre politikasının uygulama süreçlerini içeriden bilen isimlerle de çalışmak istiyoruz. Mevzuatın kağıt üzerindeki haliyle sahadaki karşılığı arasındaki mesafeyi en iyi siz biliyorsunuz.

Genç hukukçular için: Hukuk fakültesi öğrencileri ve stajyer avukatlar, Üstad’ın geleceği. Çevre hukuku atölyelerine katılım, içerik üretiminde asistanlık, sosyal medya yayılımına katkı: Farklı düzeylerde dahil olma imkanları sunacağız.

Gazeteciler ve veri analistleri için: Çevre haberciliği, Türkiye’de hâlâ yeterince gelişmemiş bir alan. Veri gazeteciliği, açık veri analizi, görselleştirme konularında işbirliği yapmak istiyoruz. SEÖS ve KSTK verilerini anlamlı haberlere dönüştürmek, ortak bir çaba gerektiriyor.

Katkı biçimleri esnek: Tam makale yazabilirsiniz, kısa değerlendirme notları gönderebilirsiniz, bir Danıştay kararı hakkında birkaç cümlelik yorum paylaşabilirsiniz. Düzenli köşe yazarlığı da mümkün, tek seferlik katkı da. Önemli olan, Türkiye’de çevre hukuku tartışmasını zenginleştirecek her türlü katkıya açık olmamız.

2026’da Üstad Dergi’de Neler Olacak

Önümüzdeki yıl için somut bir içerik planı oluşturduk. Bu plan, gelişmelere göre güncellenecek; ama temel hatları şöyle:

Danıştay Karar Takibi: Her ay en az iki-üç güncel Danıştay kararını analiz edeceğiz. Özellikle imar planı iptalleri, ÇED kararlarına itirazlar, çevre izni uyuşmazlıkları odağımızda. Kararların sadece hüküm fıkrasını değil, gerekçe yapısını, içtihat değişikliklerini, karşı oyları da inceleyeceğiz. Amaç, avukatların ve araştırmacıların kullanabileceği bir içtihat havuzu oluşturmak.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM İçtihadı: Çevre hakkının anayasal ve uluslararası boyutunu takip edeceğiz. AİHM’in son yıllarda verdiği iklim kararları, Türkiye için de emsal niteliğinde. Bu kararların Türkiye hukukuna olası yansımalarını tartışacağız.

İklim Kanunu Uygulama Takibi: 7552 sayılı Kanun’un hayata geçiş sürecini adım adım izleyeceğiz. ETS’nin kuruluş aşamaları, sera gazı emisyon izni başvuruları, pilot dönem uygulamaları, ceza uygulamaları: Her aşamayı belgeleyeceğiz. Kanun’un vadettiği ile sahada gerçekleşen arasındaki mesafeyi ölçeceğiz.

AB Mevzuatı Karşılaştırmaları: SKDM’nin Türkiye’ye etkileri, AB Yeşil Mutabakatı’nın çevre hukuku boyutu, REACH ve Seveso direktiflerinin Türkiye karşılıkları: Karşılaştırmalı analizler üreteceğiz. AB’ye ihracat yapan sektörlerin karşılaşacağı hukuki sorunları önceden tespit etmeye çalışacağız.

ÇED Dosyası: ÇED süreçlerinin sistematik bir değerlendirmesini yapacağız. Hangi sektörlerde ÇED olumlu kararları yoğunlaşıyor? Halkın katılımı toplantıları gerçekten işliyor mu? ÇED raporlarının kalitesi nasıl değerlendirilebilir? Bu soruları somut verilerle yanıtlamaya çalışacağız.

Adil Geçiş ve İklim Adaleti: Afşin-Elbistan’ı bir vaka çalışması olarak takip edeceğiz. Bölgedeki ekonomik dönüşüm, istihdam verileri, sağlık göstergeleri, göç hareketleri: Kömürden çıkışın toplumsal maliyetini görünür kılacağız. Türkiye’nin adil geçiş politikası var mı, varsa nasıl işliyor, yoksa neden yok: Bu soruları soracağız.

COP31 Süreci: Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e giden yolda, müzakere süreçlerini, Türkiye’nin pozisyonunu, sivil toplumun katılımını takip edeceğiz. COP31’in Türkiye çevre hukukuna olası etkileri üzerine öngörü yazıları yayımlayacağız.

Söyleşiler: Çevre hukukunun farklı aktörleriyle derinlemesine söyleşiler yapacağız. Akademisyenler, yargıçlar, avukatlar, STK temsilcileri, kamu yöneticileri: Farklı perspektifleri bir araya getireceğiz.

Veri Şeffaflığı Takibi: SEÖS ve KSTK verilerinin kamuoyuyla paylaşım durumunu izleyeceğiz. Bakanlığın veri portallarını düzenli olarak kontrol edecek, eksiklikleri ve iyileştirmeleri raporlayacağız.

Bu planın tamamını tek başımıza gerçekleştirmemiz mümkün değil. Katkılarınızla, bu hedeflerin ne kadarına ulaşabileceğimizi birlikte göreceğiz.

Sorularınız, önerileriniz ve katkılarınız için: iletisim@ustaddergi.com.tr

 

 

Kaynaklar:

  • Nick Bostrom, “Deep Utopia: Life and Meaning in a Solved World”, 2024; Söyleşi: Tülay Özgür, Magma Dergisi, Sayı 67.
  • Dursun Baş, “2025 Türkiye Çevre Durum Değerlendirmesi”, LinkedIn, 30 Aralık 2025.
  • Ulrich Beck, “Risk Society: Towards a New Modernity”, 1992.
  • Kirletici Salım ve Taşıma Kaydı Yönetmeliği, 4 Aralık 2021 tarihli ve 31679 sayılı Resmi Gazete.

Benzer Yazılar

Çevre Krizinin Kâhinleri: Carson, Beck ve Roma Kulübü
Avukatlık Etiği: Dosyaya Mesafe, Dile Sınır, Mesleğe Vakar
Çevre Ceza Hukuku: Delil Var, Tutanak Var, Ceza Yok
Bir Avukatın Olağanüstü Mücadelesi
Cumhurbaşkanlığı Örgütlenmesi
Yapay Zekanın Çevresel Etkileri
Gönenç Gürkaynak Söyleşisi
Avukatlar Nasıl Düşünür, Tartışır ve Kazanır
Sinema Karakterleri Haklarının Devri
Kurgusal Karakterlerin Hakları
Çevre Krizinin Kâhinleri: Carson, Beck ve Roma Kulübü
Avukatlık Etiği: Dosyaya Mesafe, Dile Sınır, Mesleğe Vakar
Çevre Ceza Hukuku: Delil Var, Tutanak Var, Ceza Yok
AİHM Fliegenschnee Kararı (2025): İklim Davası Neden Reddedildi?
Grönland Krizinin Gölgesinde: Trump, Danimarkalı Ørsted'in %87 Tamamlanmış Rüzgar Projesini Askıya Aldı
Project 2025'in Son Perdesi: ABD İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nden Çekilen İlk ve Tek Ülke Oldu
Üstad Dergi 2026: Çevre Hukukunda Yeni Bir Sayfa