Avukat Alara Açılmış
Ankara Barosu
Ekonomik hayatın temel aktörlerinden biri olan şirketler bakımından; zaman yönetimi, ekonomik kaynakların kullanılması, hızlı karar alınması gerekliliği, kararların hızlı şekilde icra edilmesi ihtiyacı ve kararların değişken ekonomik koşullara uygun olması büyük önem arz etmektedir. Bu bağlamda, şirketlerin ihtiyaçları ve ticari hayattaki rolleri gözetilerek, hukukun da günümüz “ticaret ekosistemine” ayak uydurması gerekmektedir.
Bu noktada akıllara hemen, hukukun, “normlardan” oluştuğu, mevzuatın belirli olduğu ve “emredici hükümlerin” mevcut olduğu gibi hususlar gelebilecek ve hukukun günümüz koşullarına adapte edilmesinin mümkün olamayacağı düşünülebilecektir. Nitekim, ilgili soru işaretleri kendisini “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin şirketler hukuku uyuşmazlıklarında uygulanabilirliği” bakımından farklı görüşler olarak ele vermektedir.
Devlet eliyle yapılan yargılamadaki; dosya yoğunluğu, dosya sayısına bağlı olarak yargılama sürelerinin uzunluğu, yargılama neticesinde elde edilmesi planlanan menfaatin yargılamada geçen zaman diliminde tarafları tatmin edememe riski ve incelemenin usulü inceleme ile sınırlı kalması riski tarafları farklı çözüm arayışlarına sürüklemiştir. Bu noktada, şirketler hukukunda yeni bir devrin başlangıcı olarak “alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri” gündeme gelmiştir.
Genel Olarak Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri
Alternatif uyuşmazlık çözümü, uygulamada İngilizce karşılığı olan “Alternative Dispute Resolution” kavramının kısaltması olan “ADR” olarak da sıklıkla kullanılmaktadır (1).
Alternatif uyuşmazlık çözümü, uyuşmazlıkların görev yapan devlet mahkemelerinde görülen dava yoluna alternatif bir yol olarak işleyen, genellikle tarafsız bir üçüncü kişinin, mevcut uyuşmazlığı çözümleyebilmek amacıyla taraflara yardımcı olmak ve katkıda bulunmak amacıyla katıldığı bir grup “uyuşmazlık çözüm yöntemleri topluluğu” olarak tanımlanabilmektedir (2). Ancak, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının çok çeşitli olması sebebiyle bahse konu tanım yeterli değildir.
Bu sebeple, ADR yolları; “tarafların resmi bir yargılama usulüne gereksinim duymaksızın, aralarındaki uyuşmazlığı çözmeleri için başvurdukları, kendilerine yardımcı olan bir dizi usuller topluluğu” olarak da tanımlanabilecektir (3).
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri çok çeşitli olmakla birlikte, bu türlerden birkaçı: müzakere, uzlaştırma, arabuluculuk, arabuluculuk-tahkim (karma), tarafsız ön değerlendirme, tarafsız vakıa-saptayıcısı, sulh müzakeresi, tahkim, kısa duruşma, kısa yargılama/ kısa jüri yargılamasıdır.
Yargılama yapılmaksızın uyuşmazlıkların çözümü “devlet yargısı” ve “tahkim” dışında kalan diğer uyuşmazlık çözüm yöntemlerini içermektedir (4). ADR yöntemlerinde temel amaç, hukuki uyuşmazlığa düşmüş olan tarafların karşılıklı görüşmelerde bulunması ve bu sayede menfaat dengesi bakımından orta yolu bulmalarının sağlanmasıdır (5).
Şirketler Bakımından “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerine Başvurma İradesi”
ADR yolları ile uyuşmazlıkların çözülebilmesi için öncelikle “tarafların karşılıklı rızalarının bulunması” ön koşulu aranmakta olup, bu rıza; taraflar arasında yapılan sözleşmelerle ve sözleşme ilişkilerinin devamı sırasında “ileride taraflar arasında doğabilecek olan uyuşmazlıkların ADR yollarından bir veya birkaçı ile çözümleneceğine” ilişkin sözleşme maddesi koymalarıyla ortaya konulabilmektedir (6).
Alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri sayesinde taraflar ya geçmişteki olaylardan kaynaklanan uyuşmazlıkların sonlandırılmasına ya da gelecekte gerçekleşebilecek olan uyuşmazlıkların ADR yollarına konu edilmesine karar verebilecektir (7). Uygulamada şirketler, “esas sözleşmelerine/ “ADR başvuru hükmü” eklemek”, “üçüncü kişiler ile imzalanan sözleşmelere “ADR başvuru hükmü” veya “ayrı bir tahkim anlaşması yapmak” gibi farklı yöntemler tercih edebilmektedir. Şahıslar arasındaki mevcut veya potansiyel ihtilaflardaki “ADR yollarına başvurma iradesi”, şirketler bakımından farklılık göstermektedir. Zira, şirketler bakımından şirket tüzel kişisinin iradelerinin açıklanması ve fiil ehliyetinin kullanılması organlar tarafından gerçekleştirilmektedir.
Her ne kadar farklı şirket türleri mevcut olmakla ve her bir şirketin organları, organların yetkileri ve yetkilerin sınırları farklılık gösterebilmekle birlikte, şirketlerin ortak ihtiyaçları ve buna bağlı olarak ortak şirket iç yapılanmaları söz konusudur. Bu bakımdan, şirketlerin mevcut veya potansiyel ihtilafları hangi şekilde çözüme kavuşturacağı noktasında “genel kurul” ve “yönetim kurulu” gibi farklı organlar sürece dahil olmaktadır.
Şirketlerin şirket içindeki ve şirket dışındaki ihtilaflarda “mahkemeye başvurma hakkının” yanında “ADR yollarına başvurma hakkının” da mevcut olduğu durumlarda “ADR yollarına başvurmaya” şirket organları karar verecek ve ilgili hakkı kullanacaktır. “Peki ya şirketler neden bunu tercih etsin ki?” diyenler olabilecektir.

Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinin “Avantajları”
ADR yolları ile devlet eliyle yapılan yargılama arasında birtakım farklılıklar mevcuttur. İlgili farklılıklar ADR yolları bakımından “avantaj” olarak nitelendirilmekte olup, uyuşmazlık halinde tarafları devlet yargılamasına başvurmaktan ziyade, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine başvurmaya teşvik etmektedir. ADR yollarının devlet yargılamasına kıyasla “avantajlı” olmasını sağlayan özellikleri şunlardır (8);
- ADR’de taraflar uyuşmazlık çözüm sürecine doğrudan katılabilmekte olup, sürece egemendir (9).
- Taraflar arasındaki uyuşmazlık daha fazla derinleşmeden barışçıl yollar ile çözülebilmektedir (10).
- Uyuşmazlıklar “haklı-haksız” düzleminde çatışmacı ve mücadeleci bir yöntem yerine menfaatlerin dengelenmesi suretiyle sonuçlandırılabilmektedir (11).
- Tarafların beklemediği veya istemediği bir kararla karşılaşma tehlikesi önlenebilmektedir.
- Arabuluculuk veya uzlaştırma gibi çözüm yöntemlerinde taraflar uyuşmazlığın çözümünde söz hakkı sahibidir.
- ADR yollarında, tarafların uyuşmazlık konusunda bilgili ve hızlandırıcı üçüncü kişileri seçmesi özgürlük fikri ile uyumludur (12).
- Tahkim, şirketler hukukuna ilişkin uyuşmazlıkların teknik ve özel uzmanlık getiren yapısına daha uygun olup, uyuşmazlık alanında uzman kişilerce çözümlenebilecektir (13).
- Tahkimde, taraflar uygulanacak usul kurallarını, yargılama dilini, yargılamanın yapılacağı ülkeyi ve hakemleri seçebilecektir (14).
- İstisnai olmakla birlikte taraflar arabulucuyu veya uzlaştırmacıyı kendileri seçebilmektedir.
- ADR yollarında, taraflar görüşmelerin nasıl olacağına ve görüşmelere kimlerin katılabileceğine kendileri karar verebilmektedir.
- ADR, geçmiş (uyuşmazlığa) değil, geleceğe (uyuşmazlığın çözümü ve ilişkilerin devamına) yöneliktir.
- ADR yolları taraflar arsında iyiniyeti beslemekte ve ilişkilerin devamını kolaylaştırmaktadır (15).
- ADR yollarında, daha esnek, ılımlı çözümler üretilmektedir (16).
- ADR yollarında, devlet eliyle yargılamanın aksine “uyuşmazlığın gizlilik çerçevesinde çözülmesi” esastır (17).
- ADR yolları, paradan ve zamandan tasarruf edilmesini sağlar (18).
- ADR, yargı mercilerinin iş yükünün azaltılmasına yardımcı olmaktadır (19).
- ADR yollarında özel durumlara özel çözümler üretilmektedir (20).
- ADR yollarında, tarafların eşitliği ilkesi merkeze alınmaktadır (21).
- ADR yollarında, gönüllülük ve iradi olma esastır (22).
Şirketlerin ADR Yollarına Başvurma Sebepleri ve Güncel Uygulamalar
Günümüzde şirketler, devlet eliyle yapılan yargılamaya başvurmayı tercih etmedikleri ve somut uyuşmazlığa ilişkin dava yoluna başvurunun zorunlu olmadığı hallerde yargılamaya ilişkin sıklıkla “tahkime” veya “Med-Arb’a (arabuluculuk tahkim)” başvurmaktadır.
Med-arb sürecinde uyuşmazlığın tarafları tahkime ek olarak arabuluculuğa da başvurabilmekte olup, tahkim öncesinde veya sonrasında arabuluculukta uyuşmazlığa ilişkin görüşmeler yürütmektedir.
Türkiye’de tahkim ve Med-Arb’a ilişkin faaliyetler; İstanbul Tahkim Merkezi (“ISTAC”), İstanbul Ticaret Odası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi (“İTOTAM”) ve TOBBUYUM Arabuluculuk ve Uyuşmazlık Çözüm Merkezi (“TOBBUYUM”) gibi farklı uyuşmazlık çözüm merkezleri tarafından yürütülmekte olup, taraflar uyuşmazlığa ilişkin ilgili uyuşmazlık çözüm merkezlerinden birine başvurma konusunda anlaşmaya varabilmektedir.
Taraflar, tahkim yoluna başvurmayı tercih ettiklerinde uyuşmazlığın hakem veya hakemler tarafından incelenmesini ve mahkeme yerine kesin ve bağlayıcı kararın hakemler tarafından verilmesini tercih etmektedir. Tahkim, serbestlik ve güven kavramlarına dayanmakta olup, hukuki uyuşmazlıkların hızlı ve etkili bir şekilde çözümlenmesine aracılık etmektedir. Bu bağlamda, ticari hayatın kendine has özellikleri gözetilerek, tahkimin uyuşmazlıkların çözümü bakımından daha tercih edilebilir bir seçenek olduğu haller mevcuttur.
Örneğin, ISTAC tarafından yayımlanan ISTAC Tahkim Kuralları’nın “Tahkim Süresi” başlıklı 33. maddesi (23) uyarınca yapılacak olan tahkim yargılamasında altı aylık bir tahkim süresi öngörülmüştür. Devlet eliyle ve mahkemeler aracılığı ile yapılan yargılamanın genelde yıllarca sürdüğü hususu göz önünde bulundurulduğunda, altı aylık sürenin şirketlerin menfaatlerinin korunması bakımından çok daha etkili olduğunu değerlendirmekteyiz.
Öte yandan, uyuşmazlığın yargılamaya konu edilmeksizin alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri aracılığı ile çözüme kavuşturulduğu hallerde “arabuluculuk” en çok tercih edilen yöntemlerden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Arabuluculuğa başvurunun ilgili mevzuat hükümlerinde zorunlu tutulduğu ve dava şartı olarak düzenlenmiş olduğu hallerde “zorunlu arabuluculuk”, arabuluculuğa başvurunun zorunlu olmamasına rağmen tarafların tercihi uyarınca başvuru yapıldığı hallerde “ihtiyari arabuluculuk” söz konusudur.
Dava şartı arabuluculuk, tarafların bir usul hukuku kurumu aracılığı ile mahkemeye ya da hakeme başvurmadan önce mutlaka tüketmeleri gereken bir süreç olarak belirlenmiştir (24). Şirketler bakımından dava açmadan evvel arabuluculuk başvurusu yapılmasının zorunlu olduğu haller, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”) ve sair yasal mevzuat hükümlerinde düzenlenmiştir.
Arabuluculuğa başvurmanın zorunlu olmadığı hallerde de taraflar, arabuluculuğun esnek ve gizlilik esaslı niteliğinden faydalanmak ve bu sayede uyuşmazlığı çözüme kavuşturmak amacıyla “ihtiyari arabuluculuğa” başvurabilmektedir. Arabuluculuk sürecini yürüten arabulucu taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözmekten ziyade tarafların ilgili uyuşmazlığı bizatihi çözmelerine yardımcı olmaktadır (25). Bu bağlamda, arabuluculuk sürecinin işleyişine ve sonucun elde edilmesine tümüyle taraflar egemendir (26). Dolayısıyla, arabuluculuk sürecinin yürütülmesinde iradilik esastır (27).
Diğer ADR yöntemlerinden farklı olarak arabuluculukta (28) taraflar üçüncü kişinin doğru veya yanlış konusunda vermiş olduğu karara uymaktan ziyade, taraflar hakkında zorlayıcı bir karar alınmaksızın potansiyel olarak yaratıcı ve işbirliğine dayalı bir sorun çözme yönteminde buluşma hedefiyle bir araya gelmektedir. Bu bağlamda, şirketlerin değişken ihtiyaçlarıyla uyumlu olması, gizliliğin esas olmasının bir sonucu olarak şirketlerin ticari sırlarının ifşalanması riskinin az olması, somut uyuşmazlığın niteliğine göre taraflar arasındaki menfaat dengesinin sağlanması ve taraf iradelerinin ön planda olması şirketlerin arabuluculuğu tercih etmesine sebebiyet vermektedir.
Şirketlerin ADR Yollarına Başvurmadan Önce Dikkat Etmesi Gerekenler
Tüm bu özellikler ve avantajlar sebebiyle ADR yolları, uyuşmazlıkların çözümü için şirketlerin tercih ettiği usuli yöntemlerdir. Bu noktada, ADR yöntemine konu olacak uyuşmazlığın kanunda “emredici hükümler” ile düzenlenip düzenlenmediği, kanunda kesin yetkinin mevcut olup olmadığı, uyuşmazlığın taraf iradelerine tabi olup olmadığı ve uyuşmazlık konusunun etkileyeceği menfaat gruplarının kimler olduğu hususlarına dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira, emredici hükümlerin mevcut olduğu, kesin yetkinin kanunda düzenlenmiş olduğu, uyuşmazlığın taraf iradelerine tabi olmadığı ve verilecek kararın uyuşmazlığın tarafı olmayan ancak karardan bizzat etkilenebilecek diğer menfaat grupları ile de bağlantılı olduğu hallerde ADR yolları uygulanabilir değildir.
Fakat, şirketler hukuku ihtilaflarının çeşitliği, şirketlerin ilişkili olduğu pek çok menfaat grubunun mevcut olduğu, “emredici hükümler” konusunda dahi doktrinde ve uygulamada görüş ayrılıklarının mevcut olduğu hususları gözetilerek, şirketlere ilişkin uyuşmazlıklarda ADR yollarına başvurunun daha da yaygınlaşacağını öngörmekteyiz.
Avukat Alara Açılmış
Ankara Barosu
1 Bkz.https://tureng.com/tr/turkce-ingilizce/alternatif%20uyu%C5%9Fmazl%C4%B1k%20%C3%A7%C3%B6z%C3%BCm%C3%BC (Erişim Tarihi: 14.10.2025)
2 Mustafa Serdar Özbek, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (Ankara: Yetkin Yayınları, 2022), 197; Göksu, AUÇY ve Tahkim, 18; İlker Koçyiğit ve Alper Bulur, Ticari Uyuşmazlıklarda Dava Şartı Arabuluculuk (Ankara: Adalet Bakanlığı Yayını, 2019), 9.
3 Özbek, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 198.
4 Atalı, Ermenek ve Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, 771.
5 Gizem Ersen Perçin, “Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinden Arabuluculuğun Hukuksal Düzenlemelerdeki Yeri,” Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni S.2, C.31 (Eylül 2012),177-201; Süha Tanrıver, Hukuk Uyuşmazlıkları Bağlamında Arabuluculuk (Ankara: Yetkin Yayınları,2022), 31.
6 Özbek, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 203.
7 Ceylan Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma Alternatif Uyuşmazlık Çözümü (İstanbul: Oniki Levha Yayıncılık, 2009), 170; Taşkın, Hakem Sözleşmesi, 6.
8 Göksu, AUÇY ve Tahkim, 19-21; Atalı, Ermenek ve Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, 772.
9 Koçyiğit ve Bulur, Dava Şartı Arabuluculuk, 12; Ekmen, “Istac Med-Arb,” 58, Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158; Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Doğuhan Uygun, “Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Tahkimle Çözümü,” Tahkim Yargılaması Birinci Bölüm – Tahkim Okulu Paneller Serisi Cilt – 2 içinde, der. Mustafa Erkan ve Candan Yasan Tepetaş (İstanbul: On İki Levha Yayıncılık, 2021), 29.
10 Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 155.
11 Koçyiğit ve Bulur, Dava Şartı Arabuluculuk, 13; Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158.
12 Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177; Karadaş, Ulusal (İç) Tahkim, 28.
13 Korkut Özkorkut, “Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim,” Tahkim ve Diğer Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinde Güncel Gelişmeler Sempozyum Kitabı içinde, der. Metin Kıratlı, Hakkı Susmaz, Açelya Şahin, Güray Özsu, A. Eda Manav Özdemir (Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları,2023), 173; Koçyiğit ve Bulur, Dava Şartı Arabuluculuk, 13; Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158; Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Ziya Akıncı, Milletlerarası Tahkim (İstanbul: Vedat Kitapçılık, 2020), 11; Kayıklık, “Rüzgâr Tersine Dönerken,” 2; Uygun, “Tahkimle Çözüm,” 29; İsmail Altay, “Anonim Ortaklıklarda Ortaklıktan Çıkarma Hakkı Uyuşmazlıklarının Tahkim ile Çözümü,” İTOTAM- Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim Semineri içinde, der. Senem Bahçekapılı Vincenzi ve Muhammed Buğrahan Helvacı (İstanbul: İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2022), 30.
14 Akıncı, Milletlerarası Tahkim,11.
15 Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177
16 Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158; Uygun, “Tahkimle Çözüm,” 29.
17 Koçyiğit ve Bulur, Dava Şartı Arabuluculuk, 13; Bilgin Tiryakioğlu, “Tahkim Türleri ve Tahkimin Dayandığı İlkeler,” Tahkim ve Diğer Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemlerinde Güncel Gelişmeler Sempozyum Kitabı içinde, der. Metin Kıratlı, Hakkı Susmaz, Açelya Şahin, Güray Özsu, A. Eda Manav Özdemir (Ankara: Cumhurbaşkanlığı Yayınları,2023), 5; Ekmen, “Istac Med-Arb,” 58, Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177; Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158; Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Akıncı, Milletlerarası Tahkim,11; Kayıklık, “Rüzgâr Tersine Dönerken,” 2; Uygun, “Tahkimle Çözüm,” 31.
18 Özkorkut, “Tahkim”, 173; Tiyarkioğlu, “Tahkim Türleri”, 5; Ekmen, “Istac Med-Arb,” 58; Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177; Tanrıver, “Çözüm Yolları,” 158; Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Taşkın, Hakem Sözleşmesi, 9; Kayıklık, “Rüzgâr Tersine Dönerken,” 2; Uygun, “Tahkimle Çözüm,” 30; Altay, “Çıkarma Hakkı Uyuşmazlıkları,” 30; H. Ercüment Erdem, “Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarında Tahkim: İsviçre Örneği, Alınacak Dersler ve Öneriler,” İTOTAM- Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarının Çözümünde Tahkim Semineri içinde, der. Senem Bahçekapılı Vincenzi ve Muhammed Buğrahan Helvacı (İstanbul: İstanbul Ticaret Odası Yayınları, 2022), 68; Pekcanıtez, Atalay ve Özekes, Medeni Usul Hukuku, s.1100.
19 Özkorkut, “Tahkim”, 173.
20 Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177.
21 Şahin, Geleneksel Toplumdan Modern Topluma, 177; Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Pekcanıtez, Atalay ve Özekes, Medeni Usul Hukuku, s.1100.
22 Tanrıver, Arabuluculuk, 32; Pekcanıtez, Atalay ve Özekes, Medeni Usul Hukuku, s.1100.
23 ISTAC Tahkim Kuralları m. 33: “Görev belgesindeki imzaların tamamlanmasından veya 26. maddenin 4. fıkrası uyarınca görev belgesinin onaylandığının Sekretarya tarafından Tek Hakem veya Hakem Kurulu’na bildirilmesinden itibaren 6 ay içinde Tek Hakem veya Hakem Kurulu, uyuşmazlığın esası hakkında karar verir. Tarafların görev belgesi düzenlenmemesi hakkında anlaşmaları halinde tahkim süresi, usuli zaman çizelgesinin Sekretarya’ya gönderildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Divan, usuli zaman çizelgesini esas alarak tahkim süresini re’sen uzatabilir.” şeklindedir.
24 Akipek Öcal, “Genel Olarak Arabuluculuk”, 343.
25 Atalı, Ermenek ve Erdoğan, Medeni Usul Hukuku, 773; Akipek Öcal, “Genel Olarak Arabuluculuk”, 340; Ersen Perçin, “Hukuksal Düzenlemeler,” 185; Eminoğlu ve Erdoğan, Arabuluculuk, 29.
26 Koçyiğit ve Bulur, Dava Şartı Arabuluculuk, 14; Koçyiğit, “Tartışmalar”, 396.
27 Koçyiğit, “Tartışmalar”, 396.
28 Özbek, Alternatif Uyuşmazlık Çözümü, 659; Göksu, AUÇY ve Tahkim, 31.

